
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Merhaba herkese tekrardan
ben bu soruyu 3 ay önce sormustum aslında cevapları verildi ama hala aklıma yatmayan ya da benim cok kuruntu yaptıgım bir mesele var .
Defalarca bu yazıyı ve Meryem suresini okumama rağmen yardım almayı düşündüm.Şüphelerim var ve bunların gitmesi için çabalıyorum ama olmuyor.Müslümanlığa karşı sevgim ve ilgim var çevremdekilerin hoşgörüsü,ahlakı,mutluluğu ve dinin verdiği huzur var. Ben müslüman mıyım onu da bilmiyorum ama gerçekten inanırsam bunu içten yapmak istiyorum bi yanım doğru din evet bu diyorum diğer yanım cok farklı düşünüyor.
Şöyle ki daha önce sorduğum Meryem in baska hikayeyle benzemesi ve adının etimolojisiydi
Topraklarında karnında babasını gizlediği bir çocukla kaçan hamile Myrrha adlı kadının ağaca dönüştüğü bu mitolojik hikaye ;
''Suriye Kralı Theias'ın Myrhra (ya da Smyrna) isiminde bir kızı vardı. Aphrodite'in lanetine uğrayan bu kız babasına tutulur, onunla olmak ister. Bu tutkusu yüzünden tam intihar edecekken dadısı tarafından kurtarılır. Dadısına durumu anlattır, Dadısı da ona bir intihar etmemesi şartıyla yardımcı olabileceğini söyler.
Ceres festivali sırasında , tapınan kadınlara (Myrrha'nın annesi Cenchreis dahil) erkekler dokuz gece boyunca dokunmazdı; hemşire, Cinyras'a kendisine derinden aşık olan bir kızdan söz eder ve sahte bir isim verir. Bu ilişki, Myrrha'nın kimliğini gizlemek için tamamen karanlıkta birkaç gece sürer, Cinyras sevgilisinin kimliğini bilmek isteyinceye kadar. Bir lamba getirip kızını gören kral, onu oracıkta öldürmeye çalıştı ama Myrrha kaçtı. Bundan sonra Myrrha, Sabaea'ya ulaşana kadar Arabistan'ın palmiyelerini ve Panchaea tarlalarını geçerek dokuz ay sürgünde yürüdü . Ölümden korkan ve hayattan bıkmış ve aynı zamanda hamile, bir çözüm için tanrılara yalvardı ve gözyaşlarını temsil eden özsuyu ile mür ağacına dönüştürüldü. Daha sonra Lucina , yeni doğan Adonis'i ağaçtan kurtardı.''
Myrrha - Wikipedia
eklemek istediğim :
Adonisin diriliş zamanı paskalyası hristiyanlarda hz.İsa dirilişi olarak kutlanır ve mesih doğarken sunulan 3 hediyeden biri myrrha adından gelen mürdü
hikayenin de farklı versiyonları var ama hepsi birbirine benziyor.
Kuranda da hurma ağacına yöneliyor hz cebrail ona teselli veriyor.
“Kitap'ta Hz. Meryem'i zikret. Ailesinden ayrılıp, şark (doğu) tarafında bir yere çekilmişti.” (Meryem -16)
“Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
“Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.”
“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.
(Meryem 23-24)
"Böylece onu taşıyarak kavmine getirdi. (Kavmindekiler) dediler ki: “Ey Meryem! Andolsun ki sen, acayip (kötü) bir şey yaptın.”
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
(Meryem 27-28)
“Böylece Rabbi onu güzel bir kabulle kabul buyurdu, güzel bir şekilde yetiştirdi. Ve Zekeriyya (A.S)'ı, ona bakmakla mükellef kıldı. Zekeriyya (A.S), onun yanına mihraba her girişinde, onun yanında bir rızık bulurdu, "Yâ Meryem, bu sana nasıl, nereden (geldi)" deyince, o da: "O, Allah'ın katından" diyordu. Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır.” (Ali İmran 37)
Bu yazı başka iddia sahibinin yazısı
''“Myrrha Kıbrıs’ta yaşarken Kıbrıs kralı olan babasına aşık olup onunla bir gece habersizce ilişkiye girer, daha sonra Babası tarafından öldürülmekten korkar ve doğuya, Güney Arabistan’daki Saba topraklarına kadar kaçar ve burada gizlenmek için Tanrılara yalvarır. Tanrılar da onu bir ağaca (Mersin ağacına) dönüştürür. Ağaca dönüştükten sonra babasından olan karnındaki çocuğu dünyaya getirir. Dünyaya gelen çocuk dünyalar güzeli Adonis’tir. (Romalı Şair Ovid; MÖ 43 - MS 17)
Kuran’da hamile kaldıktan sonra “doğuya” doğru çekilen Meryem’in tıpkı bir ağaç gibi “güzelce yetiştirildiğinden” bahsedilir. (Al-i İmran -37) Meryem’e ilişkin söylenen “yetiştirmek” kelimesi başka ayetlerde “ağaç” yetiştirmek olarak da geçer. Meryem için yapılmış olan ağaç benzetmesi “Myrrha – Meyrem” anlatımları arasındaki en somut benzerliği oluşturmaktadır."
Bilindiği gibi Kuran’daki anlatımda Meryem’in İsa’nın doğumuyla ilgili olarak “hurma ağacıyla” da bir ilişkisi bulunmaktadır. Ayette doğum sancısının Meryem’i Hurma ağacına” yönelttiği, mecbur ettiği gibi garip bir ifadede bulunulmaktadır. Doğum öncesi “ağaca” yönelme, mecbur olma söylemi ikinci en somut Myrrha - Meryem benzerliğini oluşturmaktadır.
“Doğum sancısı onu, bir hurma ağacının gövdesine (sığınmaya) mecbur etti. “Keşke ben bundan önce ölseydim, unutularak unutulmuşların (arasına karışsaydım).” Dedi” (Meryem -22)
Myrrha’nın Mersin ağacına dönüşmüş olduğunu belirtmiştik. Mersin ağacının gövdesinden özellikle Yakın Doğu'da ilaç yapımında ve parfümeride yararlanılan, kokulu, yapışkan bir reçine türü elde edilmektedir. Adı “mür” olan bu reçinenin eskiden altın kadar değerli olduğu ve cenaze törenlerinde kullanıldığı ifade edilmektedir.
“Mürün” ilaç yapında ve cenaze törenlerinde kullanılıyor olması büyük ihtimalle Myrrha’nın oğlu Adonis ve Meryem’in oğlu İsa’da karşımıza çıkan “yeniden diriliş” inanışıyla bağlantılıydı. Mitolojik öyküye göre Mersin Ağacının gövdesinden elde edilen “mürün” Myrrha’nın gözyaşları olduğuna inanılırmış.
“Mür” kelimesi İncil’de İsa’nın doğumuyla ilgili kısımda bir tek geçmektedir. Bu kelimenin geçtiği kısım ilginç bir şekilde İsa’nın doğumuyla ilgili pasajın devamında, yıldızbilimcilerin “doğudaki” bir yıldızdan (bu yıldız büyük ihtimalle sabah yıldızı (Venüs)) hareketle Meryem’e doğum sonrası sunmuş oldukları bir hediye olarak yer alıyor:
“Yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. Doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösteriyordu, çocuğun bulunduğu yerin üzerine varınca durdu. Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. Eve girip çocuğu annesi Meryem’le birlikte görünce yere kapanarak O’na tapındılar. Hazinelerini açıp O’na armağan olarak altın, günnük ve mür sundular. Sonra gördükleri bir düşte Hirodes’in yanına dönmemeleri için uyarılınca ülkelerine başka yoldan döndüler.” (Matta -2, 9-12)''
"Böylece onu taşıyarak kavmine getirdi. (Kavmindekiler) dediler ki: “Ey Meryem! Andolsun ki sen, acayip (kötü) bir şey yaptın.”
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Mitolojimize göre Myrhaa kutlanan festival gereği dönemde babası ile kötü bir ilişki yaşamıştı, Meryem Suresi'nde Meryem'e "sen çok kötü birşey yaptın" diye biten ayetin hemen devamında ; "senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi...." denmesi gerçekten çok ilginç. Sanki Meryem'in yaptığı çirkin şeyin ile tıpkı mitolojimizde olduğu gibi onun babası ve annesi'yle bir ilişkisi vardı.''
Suriye Kralı Theias'ın Myrhra (ya da Smyrna) isiminde bir kızı vardı. Aphrodite'in lanetine uğrayan bu kız babasına tutulur, onunla olmak ister. Bu tutkusu yüzünden tam intihar edecekken dadısı tarafından kurtarılır. Dadısına durumu anlattır, Dadısı da ona bir intihar etmemesi şartıyla yardımcı olabileceğini söyler.
Bu yazılanların Hz. Meryem ile bırak bağlantısını benzerliği bile yok kardeşim.
Aphrodite'nin lanetine uğrayan kız? Aphrodite kim?
Babasına tutuluyor ? Bunun Hz. Meryem gibi ahlâk abidesi bir kadınla bir ilintisi var mı sence?
Hz. Meryem'in dadısı yok.
Bundan sonra Myrrha, Sabaea'ya ulaşana kadar Arabistan'ın palmiyelerini ve Panchaea tarlalarını geçerek dokuz ay sürgünde yürüdü . Ölümden korkan ve hayattan bıkmış ve aynı zamanda hamile, bir çözüm için tanrılara yalvardı ve gözyaşlarını temsil eden özsuyu ile mür ağacına dönüştürüldü. Daha sonra Lucina , yeni doğan Adonis'i ağaçtan kurtardı.
Burada da hamilelik dışında hiçbir benzerlik yok. Hamilelik de çok çirkin bir yolla gerçekleşmiş üstelik. Bunun Hz. Meryem'in hamileliği ile hiçbir alakası yok. Aşırı zorlama yorumlar bunlar. Myrrha'nın gözyaşlarını temsil eden özsuyu ile mür ağacına dönüşmesi ile Hz. Meryem'e Cebrail tarafından telkin edilen "hurma ağacını silkeleme" emrinin de birbiri ile zerrecene ilgisi yok. Çok uçuk yorumlar bunlar. Bu tür benzerliklerle her hikayeyi birbirine bağdaştırabilirsin.
Kuranda da hurma ağacına yöneliyor hz cebrail ona teselli veriyor.
Birinde ağaca dönüşme miti var. Ki bu mit çoğu mitolojide vardır. Genel olarak ağaç miti çoğu mitolojide vardır. Diğerinde ise Hz. Meryem'in hamileliğini kolaylaştırıcı bir besin alma unsuru var. İkisi arasında bir benzerlik göremiyorum ben.
Myrrha’nın Mersin ağacına dönüşmüş olduğunu belirtmiştik. Mersin ağacının gövdesinden özellikle Yakın Doğu'da ilaç yapımında ve parfümeride yararlanılan, kokulu, yapışkan bir reçine türü elde edilmektedir. Adı “mür” olan bu reçinenin eskiden altın kadar değerli olduğu ve cenaze törenlerinde kullanıldığı ifade edilmektedir.
Biri Mersin ağacından çıkarılan reçine mür, diğeri de hurma ağacı? Benzerlik?
Mür” kelimesi İncil’de İsa’nın doğumuyla ilgili kısımda bir tek geçmektedir. Bu kelimenin geçtiği kısım ilginç bir şekilde İsa’nın doğumuyla ilgili pasajın devamında, yıldızbilimcilerin “doğudaki” bir yıldızdan (bu yıldız büyük ihtimalle sabah yıldızı (Venüs)) hareketle Meryem’e doğum sonrası sunmuş oldukları bir hediye olarak yer alıyor
Meryem'e doğum sonrası verilen mür adlı hediye ve Hz. Meryem'in doğum öncesi hurma ağacını silkelemesi.
Eğer İncilde böyle bir kelime geçiyor olsa bile bu İncile güvenebileciğimiz anlamına gelmez. İncil birkaç yüz yıl içinde tahrif edildi ve içine çokça mitolojik unsur katıldığı söyleniyor sonradan. Bunlar bilgi değeri taşımaz.
Yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. Doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösteriyordu, çocuğun bulunduğu yerin üzerine varınca durdu. Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. Eve girip çocuğu annesi Meryem’le birlikte görünce yere kapanarak O’na tapındılar. Hazinelerini açıp O’na armağan olarak altın, günnük ve mür sundular. Sonra gördükleri bir düşte Hirodes’in yanına dönmemeleri için uyarılınca ülkelerine başka yoldan döndüler
Hz. Meryeme hediye sunanlar yıldızbilimcilermiş. Bunun Cebrail aleyhisselam ve Hz. Meryem arasındaki konuşma ile hatta üstteki Mrryha efsanesi ile de hiçbir benzerliği yok.
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Babası kötü bir insan değildi ama kızıyla ilişkiye girdi (!) Acayip benzerlikler bunlar (!)
İkinci anlatının zeki yazarı arkadaşımız şöyle yazmış:
Bu ara şunu da belirtelim “Meryem” kelimesinin kökeniyle ilgili iddialardan birisi de bu kelimenin “mür” (Arapça “murr”) kelimesinden geldiği şeklindedir.
Meryem kelimesinin kökeninin Arapça "murr" ile yakından uzaktan bir alakası yok. Çünkü Hz. Meryem çok önceleri yaşadı. Bu isim olsa olsa Süryanice, Latince yahut Yunancadan geçmiştir Arapçaya. Şekil değişikliğine uğrayarak tabii. Üstelik Arapça "murr"un kelime çekiminden Arapça dil kurallarına göre "meryem" kelimesinin çıkması imkânsız. Hiçbir bağlantıları yok.
"Tahminlerim beni yanıltmıyorsa", "olduğunu düşünüyorum" gibi olasılık hesapları içeren ve uyduruk ve indî yorumlar da bilgi değeri taşımaz. Ancak Arapça bilmeyenleri kandırabilirsin. Kur'an'ın Süryanice "keriyana"dan geldiğini üfüren oryantalistler gibi. Kur'an kelimesinin kökeninin Süryanice keriyana ile bir ilgisi yok. Kur'an kıraat kelimesi ile aynı kökten gelir ve Arapçada "sürekli, devamlı surette okunan" manasındadır. Kelimenin en uzak kökeninin Süryanice ile bir ilintisi varsa da bir şey değişmez. Diller arası kelime alışverişi olur ve halkın diline yerleşir o kelimeler ve halkın malı olur.
Eğer tahminlerim beni yanıltmıyorsa “mür” kelimesi sadece İncil’de yer almıyordu. Kuran’daki Myrrha – Meryem benzerliğine paralel olarak “mür” kelimesi de sıkça yer almaktaydı. Arapça “mür” kelimesinin bir örnek vermek gerekirse “mu’min” kelimesinin içinde geçmekte olduğunu düşünmekteyim.
Mür’ün Arapçası : مر
Mu’min Arapçası : مؤمن
İki kelimede her ne kadar farklı harfler varmış gibi gözükse de açık bir yazım benzerliği bulunmaktadır. “mu” takısının “muhabir” deki haberin takipçisi gibi bir şeyin takipçisi anlamına gelebildiğini düşündüğümüzde “mu’min” kelimesi “min”in takipçisi olarak düşünülebilir. Acaba “mür” daha sonradan buradaki “min”e dönüşmüş olabilir miydi, mu'min'den kasıt "mür"ün takipçileri miydi? İki kelime arasındaki yazım farklılığını yaratmak için basit bir kalem oynatma yeterli olacaktır.
Hele hele şu iddia seviyeyi iyice yerlere düşürmüş. Mü'min kelimesinin kökeni "امن/emine" fiilinden gelir ve ismi faili yani etken fiili mü'min'dir. Emanet kelimesi de emin kelimesi de aynı kökten gelir. Ama buradan bir "mür" çıkaramazsın. Dilin kendisi bunu kabul etmez kusar.
Mümin, murr ve Hz. Meryem arasında da bir anlam bağı yok. Hz. Meryem mü'mine bir kadındı ama bu kelime Kur'an-ı Kerim'de yüzlerce kez farklı formlarda birçok insan ve topluluk için kullanılır. Bunlar çok çocukça ve saçma iddialar. Bunları yazan kişilerin acilen cahilliklerini tedavi ettirmesi gerekir.
@beyhudem beyhude yere kafana takmışsın bunları kardeşim. Odamdaki kanepe bu iddialar arasındaki benzerlikten daha çok benziyor bana. Onun da kolları, ayakları, gövdesi ve sırtı filan var.
Myrrha efsanesini biraz araştırdım. Bir kere Myrrha bakire olarak doğum yapmıyor. Babası ile ilişkiye giriyor. Allah ona kutsal ruhu gönderip hamile kalmasını sağlamıyor. Zaten ateistlerin iddia ettiği gibi bir mitolojiden çalıntı olsa bunu en başta o dönemin insanları fark ederdi. Bu falancanın hikayesi derlerdi. Oysa Meryem'in hikayesi en eski İnciller'de yazıyor. Zaten Myrrha'nın hikayesini en açık şekilde yazan Yunanlı şair de M.S. 44'de vefat etmiş. Yani İsa'nın hikayesi Yunan'a ve Roma'ya ya yayıldığı zamana denk geliyor. Benzerlik olsa Meryem'den etkilenmiş ve hikayenin orjinal halini biraz değiştirmiş olabilir diyeceğim ama çok aşırı büyük bir benzerlik yok. Biri ağaçtan meyve yemiş, diğeri ağaca dönüşmüş. Bu kadar benzerliği keloğlan hikayelerinden de çıkarabilirim. Bu Kuran'ı veya Meryem'in hikayesini çürüten bir şey değil.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Hocam duyurular kısmına cevap yaşamadığım için buraya yazıyorum. Alıntı yapılamıyor. Örneğin Kemal hocamın yazısından bir bölümü alinilamak için ekrana basılı tuttuğum zaman sitenin ana sayfasına yönlendiriyor
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Üstte yazdığım yazıda "yaşamadığım" kelimesi yerine "yaşamadığım" yazmışım. Bu yanlışı düzeltmek için düzenle kısmına bastığımda yine aynı şekilde anasayfaya atıyor.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
"yaşamadığım" kelimesi yerine "yaşamadığım" yazmışım.
Bende bir sorun görünmüyor. Başkaları da deneyip bildirebilirler mi?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kemal
Benzer bi yazı daha yazmıstı bunlarla alakalı çünkü arapça kelime kökleriyle de bağlantı kuruyor adonisten adon kelimesini mesela kuran içinde aratmıs kök itabariyle ayetlerde gecen lut kavmi ve domuza ulaşınca kuran mitleri kelimeleri içinde gösteriyor diye anlatmaya calısmıs.Adonis yok domuzla öldürülmüş myhrra lut kavmiyle ilişkisi var gibi...
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=34167
@kemal dine en yakın hissettiğim ve yöneldiğimde ciddi şekilde aklımı kurcalıyor öyle ki bazen uyutmuyor düşünmekten yoksa mantıklı geliyor mu derseniz değil .
@kurtulusberzan Ben mobilden giriyorum düzenleme yaptım oldu
@kemal
Benzer bi yazı daha yazmıstı bunlarla alakalı çünkü arapça kelime kökleriyle de bağlantı kuruyor adonisten adon kelimesini mesela kuran içinde aratmıs kök itabariyle ayetlerde gecen lut kavmi ve domuza ulaşınca kuran mitleri kelimeleri içinde gösteriyor diye anlatmaya calısmıs.Adonis yok domuzla öldürülmüş myhrra lut kavmiyle ilişkisi var gibi...
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=34167
İnceledim linki. Bu arkadaşın hayal gücü çok geniş. İkinci bir husus Arapçayı bilmiyor. Ben dilciyim kardeşim. Herhangi bir dilde kafana göre böyle arama yapamazsın. Bir kelime diğer bir dile geçerken belli yapısal ve fonetik değişmeler yaşar ama bu arkadaşın işkembeden salladığı gibi kafamıza göre, usul bilmeden, etimoloji bilmeden böyle cahilce yorumlar yapılmaz.
Şunu demiş:
Adon” kelimesinin Arapçası : ادون
Bu Arapça kelimeyi Kuran içerisinde aradığımızda 14 ayette çeşitli kelimelerin içerisinde geçtiğini görüyoruz.
http://www.searchtruth.com/search.ph...arch=1&start=0
“Adon” kelimesinin içinde geçtiği kelimeler şu anlamlara geliyor:
“Haddi aşmak, azmak”
“Hududu aşmak”
“Seslenmek”
“Bedevi”
Bu kelimelerden hangisinin “Adonis/Adon” ile bir ilişkisinin olabileceğini kendimize sorduğumuzda ilk dikkati çeken ve 14 ayetten 3'ünde yer alan “haddi aşmak, azmak (adune)” kelimesidir.
Neden dikkati çekmektedir diye soracak olursanız; bunlardan ilki bu kelimenin geçtiği ayetlerin birisinde Lut’un kapısına dayanan ve erkekleri arzulayan topluluğun tarif ediliyor olmasıdır. Diğer iki ayette (23:7, 70:31) ise eş ve cariylerin dışındaki yasak arzulara ilişkin bu kelime kullanılmaktadır. Lut peygamberle ilgili ayet şöyle:
Adon kelimesinin Arapçası demiş ama Arapçada adon diye bir kelime yok. Harf olarak aratmış rasgele programın birinde. Kuran'da doğal olarak böyle bir kelime yok. Program da ا، د، و ve ن harflerini içeren benzer kelimeleri bulmaya çalışmış.En yakın olarak da "عادون" yani haddi aşanlar kelimesini bulmuş fakat bu kelime arattıgı gibi Arapça elif harfiyle bile başlamıyor, ayın harfi ile başlıyor. Kelimenin kökeni ise "adâ" fiilinden gelir. Kuran'da çeşitli formlarda kullanılır. Buradaki âdûn kelimesi ise bu fiilin isim şekillerinden biri olan "âd" kelimesinin çoğuludur. Türkçede nasıl çoğul eki +lAr ise bu da öyle. Bunun adonla hele de adonisle uzaktan yakından alâkası yok. Köken birliği bile yok. Bu yazdıkları zırvalıktan başka bir şey değil.
Özellikle Tevratta geçen Lut’un hikayesi ile “Myrrha”nın mitolojik öyküsü arasında benzerlikler bulunmaktadır. Tevratta’ki anlatımda tıpkı Myrrha’nın yaptığı gibi Lut’un kızları öz babalarını kandırırarak onunla ilişkiye girerler. Bu benzerlik bazı araştırmacılar tarafından da dile getirilmektedir:
İncilden Tevrata sıçramış. Nasıl olsa alan geniş! İstediğin kadar ihtimali zorlayabilirsin. Kuranda bunların hiçbiri böyle geçmez. Kur'an bunları naklettiyse neden bu yanlışları nakletmemiş acaba (!)
Kısaca diyebilirizki içinde “adon” kelimesinin (cinsel içerikli “azmak (adune)” kelimesi içinde yer alarak) Kuran’da Lut peygamberle ilgili bir ayette geçiyor olması tesadüf değildir.
Adonis mitolojisinin en temel anlatımlarından birisi de Adonis’in bir “yaban domuzu” tarafından öldürülmesidir.
Kuran’da dikkat çeken bir başka husus ise yukarıda değinmiş olduğumuz ve “adon” kelimesinin içinde yer aldığı “adune” kelimesinin geçtiği diğer ayetlerde “domuzlardan” bahsediliyor olmasıdır. Örneğin:
“Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın (la adin) yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nahl -115)
Ayrıca âdûn isminin kökü olan adâ fiilinin anlamı azmak filan değildir. Haddi aşmak, engel olmak, düşmanlık etmek vs.dir. Cinsellikle bir alakası yok. Zaten üstteki açıklamalarım bunları yazmama bile gerek bırakmıyor. Arapçayı bilen insanlar için bunlar çok gülünç ve uçuk iddialar. Ordan burdan çer çöp gibi toplamış ne varsa. Sizin gibi gençlere yutturmaya çalışıyorlar.
Verdiği ayette de Allah'ın domuz etini haram kılması anlatılıyor. Bunun adonisi öldüren domuzla ne alakası var yahu ! Bu ayette geçen "lâ âdin" ifadesi sınırı geçmeksizin manasına gelir. Azmak ne alâka. Dediğim gibi, çer çöp toplamış ve bir şeyler çiziktirmiş. Birbiriyle alâkasız, bağımsız şeyleri yazıp kendince bir kurgu , hikâye yazmış. Ciddiye alınacak bir tarafı yok.
Daha fazla okumaya tahammül edemedim yazısının devamını. Bu uyduruk yazısını on sene önce yazmış. Forumda hesabına girdim acaba şimdi ne durumda diye. Adam hâlâ "Kuran'da konuşan kim?", "Fatiha suresinde kim konuşuyor", "Kuran'daki biz ne anlama gelir" vs. tipik iddialarla uğraşıyor. Hâlâ aynı kafa. On senede bir gıdım ilerlememiş. Bunları gör diye söylüyorum. İddialarının çerçevesi bellidir. Farklı bir şey söyleyemezler. Bunu bildikleri için de oranın buranın mitolojisinden benzerlikler devşirerek hayatlarını sürdürürler. Çünkü ayakları kaydı, kalpleri mühürlü. Ne diyelim, Allah hepimize hidayet versin, Allah kimseyi kalbi bu derece körelecek kadar esfeli safiline düşürmesin. Bunları gördükçe benim imanım artıyor.
@kemal dine en yakın hissettiğim ve yöneldiğimde ciddi şekilde aklımı kurcalıyor öyle ki bazen uyutmuyor düşünmekten yoksa mantıklı geliyor mu derseniz değil .
Mantıklı gelmediğini bildiğin hâlde seni uyutmaması bunun gibi lüzumsuz mecralarda önbilgin olmadan dolaşman. Bu tür saçma iddiaları cevaplayabilecek donanımın olmadığı için de atılan çamurun izi kalıyor üzerinde. Çamuru temizlesen bile. Doğru bilgiyi yanlış bilginin yerine ikame etsen bile. Bu tür yerlerde gezmeye devam edersen farklı bir sonuç bekleme. İstediğin kadar bilgilen vesvesene çare olmaz. Bir bataklığa giriyorsun ve orada banyo yapıyorsun. Bu seni temizler mi? Kırk kere banyo yap, bin kere banyo yap yine temizlenemezsin. Sana en büyük tavsiyem bu sitenin bütün makalelerini dikkatlice okumandır. Selametle kal...