
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Kuran nasıl kitap haline getirildi? Yakıldı mı? Mushaflar(Hafsa,Ali,Osman Mushafı vb.) arası farklılıklar var mı? Kurana yazılmayan ayetler veya yanlış yazılan ayetlerle ilgili hadisler sahih mi? Kısacası Kuran'ın yazımı nasıl oldu?
Tam da bir haftadır bu konu üzerinde çalışıyordum. İçine mi doğdu? 🙂
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Peygamber dönemindeki ilk toplama: Peygamber (s.a.) döneminde ilk toplama Kur'an'ın adeta taşa nakşedilmişcesine sapasağlam bir şekilde Peygamber'in kalbinde sabit olan hıfz ve ezberi ile olmuştur. Bu ise Yüce Allah'ın şu vaadinin gerçekleşmesi demektir: "Onu çabuk bellemek için onunla dilini kıpırdatma. Çünkü toplamak ve onu okutmak bize düşer, O halde biz onu okuduğumuz vakit sen de onun okumasına uy! Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz bize aittir" (Kıyame, 75/5).
Peygamber (s.a.), Kur'an-ı Kerim'i defalarca Cebrail (a.s) huzurunda okumuştur. Her Ramazan'da bir defa okuduğu gibi vefatından önceki Ramazan ayında da onun önünde iki defa okumuş; daha sonra da Cebrail'e okuduğu bu şekillere (arzlara) uygun olarak insanlara karşı da okumuş; ashabı kiram da ondan öğrendikleri şekliyle Kur'an-ı Kerim'i yazmışlardır. Vahiy katipleri en az yirmibeş kişi kadar idi.
Konu ile ilgili yapılan araştırmalar onların altmışa kadar ulaştığını göstermektedir. Bunların en ünlü olanları dört Raşid Halife, Ubey b. Kab, Zeyd b. Sabit. Muaviye Ebî Süfyan kardeşi Yezid, Muğire b. Şube, Zubeyir b. Avvam, Halid b. Velid'dir. Diğer taraftan bir çok sahabi Kur'an-ı Kerim'e olan sevgleriyle ezber ve hafıza güçlerine dayanarak Kur'an-ı Kerim'i ezberlemişlerdi.
O kadar ki mürtedlerle yapılan savaşlarda yetmiş kadar Kur'an hafizı (kurra) şehit edilmişti Ebu Ubeyd el-Kıraat adlı eserinde hafızların bazılarını saymaktadır, muhacir hafızlar arasında dört raşid halife, Talha b. Ubey- dullah, Sa'd b. Ebi Vakkas, Abdullah b. Mes'ud, Huzeyfe b. Yeman, Ebu Hu- zevfenin mevlası Salim b. Makil, Ebu Hureyre, Abdullah b. el-Saib, dört Abdullah (Ibni Omer, Ibni Abbas, Ibni Amr, Ibni Zubeyr) Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Ummü Seleme'yi de sayar. Ensardan ise, Ubâde b. Samit, Ebu Halime Muaz, Mucemmi b. Cariye, Fadale b. Ubeyd ve Mesleme b. Muhalled'i zikreder. Osman, Ali, Ubeyy b. Kab, Ebu'd-Derda, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Mes'ud ve Ebu Musa el-Eş'arî hafizların en meşhurları idiler. [Tefsirü’l-Münir, Sunuş, s. 20] Kuran’ı parça parça bilen sayısı daha’da fazla.
Kuran Tevatür (Adeten yalan üzere birleşemiyeceklerinden emin olunan büyük bir kalabalığın yine büyük bir kalabalıktan naklettiği haber demektir) yoluyla nakledilmiştir. Peygamberden sonra hafız sayısı binleri geçmiştir. Kuran değişti demek için hafızların hepsi farklı şey demeli ama bugün ki Dünya’da durum hiçte böyle değildir, herkes aynı Kuran’ı okuyor.
Yukardaki hafızların dördü Mekke’de kalmıştır, öbürküler Yeryüzünde yayılmıştı. Şimdi diyelim ki ben bir söz söylüyorum, ve bu sözü 4 kişi biliyor, bu kişiler Dünya’nın dört köşesine yayılıyor, bunlarda benim sözümü oradaki kişilere aktarıyorlar. Yüz yıl sonra tüm sözümü bilen kişiler toplasak ve hepsi benim sözümü tamı tamına söylese, sözüm değiştirilmiş olabilir mi ? Tabii’kide hayır, aynı şekilde, Peygamber zamanındaki 36 hafız Dünya’ya yayılarak Kuran’ı talebelerine ezberletmiştir.
Hz. Ebu Bekir döneminde ikinci toplama : Kur’an-ı Kerim, Resulullah (s.a.w.) döneminde yeni bir vahiy inme ihtimali dolayısıyla tek bir mushaf halinde bir araya getirilmemişti. Daha sonra Ebu Bekir (r.a.)’ın döneminde Yemâme Savaşında birçok Kur'an hafızı şehid düştü. (hatta ölenlerin 400 ya da 500 kişiye yakın olduğu söylenmektedir, ki Hz. Ebu Bekir Peygamberimizden sadece 2 yıl yaşamıştır, buda Peygamber zamanında 60’tan fazla hafız olduğunuda gösterir)
Nitekim Buharî (cüz 6) da Fedâilü'l-Kur’an adını taşıyan bölümde şunu ifade etmektedir: “Ömer b. Hattab, Kur'anın bir araya toplanması konusunu ortaya attı. Ebu Bekir onun bu görüşünü uygun buldu ve Zeyd b. Sabiť’i bu görevi yerine getirmekle görevlendirdi. Hz. Ebu Bekir, Zeyd'e şöyle dedi: Sen akıllı bir gençsin, herhangi bir kusur ile itham edilmiş değilsin. Resulullah'a (s.a.) gelen vahyi yazıyordun.
Şimdi Kur'an-ı Kerim adına kimde ne varsa onu iyice tespit et ve bir araya getir. Zeyd emrolunduğu işi yaptı ve dedi ki: “Ben de Kur'an-ı Kerim kimde varsa tespit ettim ve onu kabukları alınmış hurma dallarından, ince beyaz taşlardan, onu ezberlemiş olanların hafizasından derleyip topladım. Tevbe sûresinin son bölümünü (yazılı olarak) Huzeyme el-Ensari'nin yanında buldum bu şekilde ondan başka bir kimsenin yanında bulmadım. Bu kısım "Andolsun ki içinizden size öyle bir Peygamber gelmiştir ki..." (Tevbe, 9/128) buyruğundan itibaren surenin sonuna kadar olan bölümü idi. Sahifeler, Yüce Allah'a ruhunu teslim edinceye kadar Ebu Bekir'in yanında mahfuz kaldı; daha sonra hayatı boyunca Hz. Ömer'in yanında kaldı, sonra Hz. Ömer'in kızı Hz. Hafsa'nın yanında kaldı." [Buhari, VI/314-315.]
Bundan açıkça şunu öğreniyoruz: Kur'an-ı Kerim'in toplanma işi bir anda iki hususa dayanılarak gerçekleştirilmiştir: Bunlar kemik ve benzeri şeyler üzerine yazımı ve Ashâb-ı Kiramın Kur'an-ı Kerim'i ezberlemeleri idi. Hz. Ebû Bekir dönemindeki toplama işi özel şekildeki sahifelerin bir araya getirilmesinden ibaret idi. Daha önce ise pek çok sahifede dağınık halde bulunuyor idi. Hz. Zeyd kendisinin Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş olmasıyla yetinmedi; aynı şekilde kendisinden başka ashâb-ı kiramın ezberlemelerine de dayandı. Bu ise kendisi vasıtasıyla tevâtürün gerçekleştiği yani adeten yalan söylemek üzere anlaşma- yacaklarından emin olunan büyük bir kitlenin birbirlerinden nakletmesiyle sağlanan bir bilgi kaynağı idi. [Tefsirü’l-Münir, Sunuş, s. 21.]
“Biz Kur’an’ı Resulullah (s.a.v) in zamanında bir araya topladık” diyen bir grup sahabiden sözetmektedirler. Yine “iki-üç surenin dışında bütün Kur’an’ı topladık” diyen sahabelerin de adlarını yazmışlardır. Kuatade şöyle diyor: “Enes b. Malik’ten Resulullah (s.a.v) in zamanında kaç kişinin Kur’an’ı topladığını sorduğumda şöyle cevap verdi: 4 kişi; onların hepsi Ensardan idi: Ubey b. Kaab, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit, Ebu Zeyd. Ve biz de bunu onlardan miras aldık.” [Sahih-i Buhari, c.2, s.201; c.3, s.147; Tabakat-u İbn-i Saad, c.2, 2.kısı, s.112-113; Tefsir-ul Hazin, c.1, s.7; Libab-ut Te’vil (Nişaburi, Cami-ul Beyan’ın haşiyesinde), c.1, s.24; Menahil-ul İrfan, c.1, s.236; el-Cami li Ahkam-il Kur’an, c.1, s.56-57; el-Bihar, c.89, s.77; el-Burhan (Zerkeşi), c.1, s.241; el-İtkan, c.1, s.70-71; Umdet-ul Kari, c.20, s.26; Tehzib-ul Tarih-i Dimeşk, c.5, s.448-137; Tefsir-i İbn-i Kesir, c.4, s.28’in dipnotunda; Tarih-ul Kur’an, s.47; Feth-ul Bari, c.9, s.49; Kenz-ul Ummal, c.2, s.390; el-Beyan (Hoi), s.269; Usd-ul Gabe, c.4, s.216; el-İstiab (el-İsabe’nin haşiyesinde), c.3, s.224; el-Câmi-us Sahih (Tirmizi), c.5, s.666; Tezkiret-ul Hafız, c.1, s.25 ve 31; el-Bidaye ven- Nihaye, c.7, s.340-346]
Buhari’den daha üstün nakil kuvvete sahip olan hiçbir kitap yoktur, Kuran hariç, ve Kuran’ın nakil kuvveti onlarca kat daha kuvvetli. Buhari bile inanılmaz güvenilirken nasıl oluyorda Kuran değiştirilmiş olabilir ? Namaz bir kişi bir harfı yanlış söylemesi haramdır, ve diyelim ki yanlışlıkla hata yapılıyor, cemaat direkt düzeltiyor. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve birçok sahabi canlarını İslam uğruna feda etmişken nasıl bir harfin değiştirilmesine müsade etsinler ? Bir harf değişmemesi için hepsi canını ortaya koyardı. “Schwally, “Kuran insanın beklemeyeceği büyük bir titizlik ve mükemmellikle korunmuştur.” demektedir. [Schwally, Die Sammlung des Qurans, II/93]
Her gün, günde beş kere namazda okunan ve ona göre hayatını tanzim eden Müslümanlar, Kuran’dan bir şeyi unutabilir mi? [s. 121]
Kuran’da sayısız matematiksel mucize var, bu mucizeler Kuran’ın değiştirlmediğine en büyük kanıt. Mesela “el yevm” (bir gün) kelimesi 365 kez geçer, eğer Kuran değiştirilmiş olsa bu sayı nasıl tutacaktı ? Veya sıra mucizeleri var. Yasin suresindeki son kelime “döndürüleceksiniz”dir, Yasin suresi 36. suredir, ve 83 ayete sahip. Şimdi 83. sureye baktığımızda, 36 ayet var. Veya Nahl suresi 16. suredir, 16 ise arının Kromozom sayısıdır. Bu mucizeler ise Kuran’ın sıralamasının değiştirilmediğinin kanıtı.
“Ayetlerin sıralanışının böyle olduğuna başka bir delil Osman b. Âs (r.a)ın şu sözleridir: "Resulullah (s.a.)'ın yanında oturduğum sırada önce kafasını kaldırıp yukarı doğru sonra da önüne baktı ve arkasından şöyle dedi: Cebrail bana geldi ve bana şu ayet-i kerimeyi bu sûrenin şu yerine koymamı emretti: “Şüphesiz Allah adalet ile iyilik ile ve yakınlara birşeyler vermekle... emreder" (Nahl, 16/90).
Sûrelerin sıralanışının tevkîfi olduğunun deliline gelince: Kur'an-ı Kerim'i ezberleyen İbni Mesud gibi birtakım sahabilerin Cebrail ile Peygamber'in (s.a.) karşılıklı olarak Kur'an'ı okumalarında hazır bulunmaları ve bu okuma da sûre ve ayetlerde bilinen sıralanışın takib edildiğine tanıklık etmeleridir. Kur'an'dan olan bir ayetin yahut bir kelime ve bir kıraatin kabul edilebilir olmasının üç şartı vardır: Ihtimali dahi olsa Osmanî resme uygun düşmesi, herhangi bir yolla olsa dahi Arap nahvine (cümle yapısı kurallarına) uygun düşmesi, Peygamberden (s.a.) bir topluluğun, onlardan bir başka topluluğun nakli aracılığıyla mütevatiren nakledilmesi. Bu ise "senedin sıhhati" diye bilinen husustur.” [Tefsirü’l-Münir, Sunuş, s. 23.]
Pek çok 1400 yıllık Kuran sahifeleri var elimizde, hepsi harfi harfine şu anki Kuran ile aynı. (Mushafları görmek için, verdiğim linkin son paragraflarına bakabilirsiniz : http://islamicevaplar.com/kuranin-asli-yakildi-mi.html ; https://www.islamic-awareness.org/quran/text/mss/radio.html )
İmam Fahreddin er-Râzî Hazretleri, Tevbe sûresinin başına Besmele konulmaması hakkında şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından, Tevbe Sûresi’nin başlangıcında Besmele yazdırılmamıştır. Bunun için Sahâbîler Besmeleyi, sûrenin başına koymamış ve tabiîn de onların yolunu izlemiştir. Bu, Kur’ân’ın ilk ve tam şekli ile muhafaza edilerek tahrif edilmeksizin korunması hususunda azami dikkat gösterildiğinin çok güzel bir delilidir.”
Nesh edilmiş ayetlerde Kuran’ın değiştirilmediğine kanıt çünkü vahiy katipleri şöyle düşünebilirdi “bu ayetler geçerliliğini yitirdiği için çıkartılması gerekir”.
Kureyş lehçesi hariç tüm lehçeli kuranlar yakıldı bunun sebebide osman zamanındakiler farklı lehçe olduğunu bilmiyorlardı.
Farklılık yoktur. Dediğin hadisler hangisi? Nesh edilen ayetlerin kuranda olmması normaldir. Yanlış yzılan ayetler diye bir şey görmdim.
Şu kişiden alıntılanmıştır: kurangunlukleri Tarih: 11 Şubat 2021, 19:50Tam da bir haftadır bu konu üzerinde çalışıyordum. İçine mi doğdu? ?
Kalbim temizmiş?
Şu kişiden alıntılanmıştır: Ghostkiller2004 Tarih: 12 Şubat 2021, 03:21Kureyş lehçesi hariç tüm lehçeli kuranlar yakıldı bunun sebebide osman zamanındakiler farklı lehçe olduğunu bilmiyorlardı.
Farklılık yoktur. Dediğin hadisler hangisi? Nesh edilen ayetlerin kuranda olmması normaldir. Yanlış yzılan ayetler diye bir şey görmdim.
Efe aydal ile davut dağın yayınında rastgele bir dakika açtım davut dağda şöyle birşey dedi, Allah ve melekler Peygambere salat ederler ayeti normalde dua ederlermiş, sonra Hz. Ömer salatı daha uygun bulmuş öyle yazmış gibi bişey dedi hadis var dedi doğru mu bakmadım ama.
Böyle bir hadis tefsirlerde bile görmedim. Ayetin tefsirinde bile yok uydurmuşlar