Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
İşim dolayısıyla foruma sürekli uğrayamıyorum ve cevaplarım geç olabiliyor, pardon.
"Bir de zeka beyin boyutuyla değil, beyindeki kıvrımlarla ve bunun gibi şeylerle ilgilidir" Doğrudur zeka beyin boyutuyla alakalı olsaydı mavi balinaların ya da fillerin insanlardan çok daha zeki olması gerekirdi, beyin boyutuyla doğrudan bir ilişkisi yok, ancak beyin-kitle endeksi ile var: https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/beynin-buyuklugu-ile-zeka-arasinda-bir-iliski-var-midir
İnsanlar beyin kitle endeksi en yüksek canlılar olarak hayvanlar arasındaki en zeki türdür.
Burdaki durum şu ki: ilk homosapienlerle modern insanlar arasında beyin kitle endeksinde de fark var:
Aşağıdaki görselde ise homosapien sınıfının tarih boyunca sahip olduğu beyin boyutları yer alıyor, spektrum oldukça geniş:
Beyin kitle endeksi farkı belki homo erectuslarla homosapiensler arasındaki fark kadar uzak değil. Ancak sizin de dediğiniz beyin kıvrımları, yapısı ve şekli tarih içerisinde oldukça büyük değişimlere uğruyor, aşağıdaki bilimsel makaleden değişikliklere bakabilirsiniz:
"Yani bizden biraz daha az zeki olsaydılar bir problem olmazdı bence" bence de olmazdı ama bu değişimlerin öncesinde fark hiçte biraz denilecek cinste değildi: Bilim adamları tüm bu bulgular + arkeolojik çalışmalardaki yapıların dayandığı tarihi göz önünde bulundurarak ibadet gibi birçok eylemin 70 bin yıl önce belirdiğini söylüyor. Yine dilin de 50 bin yıl ila 70 bin yıl arasında çıktığını söylüyor veriler. İlk homosapienler aralarında avlanıcak kadar iletişim kurabiliyorlardı, bu iletişim genel olarak işaret diliyle yapılıyordu(Örneğin avlanıcak hayvanın elle gösterilmesi gibi). Ayrıca konuşarak basit iletişimler de kurdukları oluyordu. Ancak bir peygamberin gelmesi, etrafındakilere Allah'ı ve onun sözlerini aktarması, ibadet etmesini söylemesi en erken 50.000-70.000 yıllarına kadar gidebiliyor. Bundan öncesinde mimari bir yapının bulunmaması da bunları destekliyor, aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz:
İşim dolayısıyla foruma sürekli uğrayamıyorum ve cevaplarım geç olabiliyor, pardon.
"Bir de zeka beyin boyutuyla değil, beyindeki kıvrımlarla ve bunun gibi şeylerle ilgilidir" Doğrudur zeka beyin boyutuyla alakalı olsaydı mavi balinaların ya da fillerin insanlardan çok daha zeki olması gerekirdi, beyin boyutuyla doğrudan bir ilişkisi yok, ancak beyin-kitle endeksi ile var: https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/beynin-buyuklugu-ile-zeka-arasinda-bir-iliski-var-midir
İnsanlar beyin kitle endeksi en yüksek canlılar olarak hayvanlar arasındaki en zeki türdür.
Burdaki durum şu ki: ilk homosapienlerle modern insanlar arasında beyin kitle endeksinde de fark var:
Aşağıdaki görselde ise homosapien sınıfının tarih boyunca sahip olduğu beyin boyutları yer alıyor, spektrum oldukça geniş:
Beyin kitle endeksi farkı belki homo erectuslarla homosapiensler arasındaki fark kadar uzak değil. Ancak sizin de dediğiniz beyin kıvrımları, yapısı ve şekli tarih içerisinde oldukça büyük değişimlere uğruyor, aşağıdaki bilimsel makaleden değişikliklere bakabilirsiniz:
"Yani bizden biraz daha az zeki olsaydılar bir problem olmazdı bence" bence de olmazdı ama bu değişimlerin öncesinde fark hiçte biraz denilecek cinste değildi: Bilim adamları tüm bu bulgular + arkeolojik çalışmalardaki yapıların dayandığı tarihi göz önünde bulundurarak ibadet gibi birçok eylemin 70 bin yıl önce belirdiğini söylüyor. Yine dilin de 50 bin yıl ila 70 bin yıl arasında çıktığını söylüyor veriler. İlk homosapienler aralarında avlanıcak kadar iletişim kurabiliyorlardı, bu iletişim genel olarak işaret diliyle yapılıyordu(Örneğin avlanıcak hayvanın elle gösterilmesi gibi). Ayrıca konuşarak basit iletişimler de kurdukları oluyordu. Ancak bir peygamberin gelmesi, etrafındakilere Allah'ı ve onun sözlerini aktarması, ibadet etmesini söylemesi en erken 50.000-70.000 yıllarına kadar gidebiliyor. Bundan öncesinde mimari bir yapının bulunmaması da bunları destekliyor, aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz:
Ama bunlar bu kadar kesinlik ifade eden bilgiler değil ki. Sanki geçmişe gidip gelen varmış ve bu söyledikleri yüzde-yüz kesinmiş, bir video kaydından geçmişten günümüze hızlandırılmış belgeselden görerek kopyalanmış bilgiler değil bunlar.
Yeryüzü sürekli değişmiş,insanlık sürekli değişmiş,mesela büyük Nuh tufanı yaşanmış bu tufan yeryüzünden bir çok delili silip götürmüştür muhtemelen o yüzden ilk ibadet 50 ila 70 bin yılına kadar ancak gidebiliyor bilgisi de kesin değil ki. Sonra birkaç duvar veya mağara vs resimlerinden insanların konuşarak iletişim kuramıyor oldukları ne kadar kesin bilgi olarak çıkartılabilir ki? Bunlar eldeki delillerle yapılan çıkarımlar olabilir ancak. Kesinlik ifade etmiyorlar. Kesinlik ifade etmesi de çok zor.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Researchers have long debated when humans starting talking to each other. Estimates range wildly, from as late as 50,000 years ago to as early as the beginning of the human genus more than 2 million years ago. But words leave no traces in the archaeological record. So researchers have used proxy indicators for symbolic abilities, such as early art or sophisticated toolmaking skills. Yet these indirect approaches have failed to resolve arguments about language origins.
Arkadaşın attığı siteden alıntı yukarıda oradanda anlarsınız.
Uomini and Meyer's approach — building on earlier formulations, such those presented in an influential 1991 paper by Patricia Greenfield — was to measure patterns of brain activation in modern people as they demonstrated both linguistic and technological skills, which share what is called "the need for structured and hierarchical action plans." The authors decided to seek "direct evidence that both skills draw on common brain areas or result in common brain activation patterns
In order to do this, Uomini and Meyer recruited 10 experienced flint knappers who were willing to go about their craft while wired up to an fTCD device — a functional transcranial Doppler ultrasonography machine that measures cerebral blood flow. Unlike the fMRI and PET techniques, the fTCD doesn't require that the person hold still during the scanning. In fact, it accommodates a great deal of movement...
1924'ten beri Bilimsel Dil Çalışmasını Geliştirmek
SSS: Dil Nasıl Başladı?
Soru ne anlama geliyor?
İnsan dilinin kökenlerini sorarken, önce sorunun ne olduğunu netleştirmemiz gerekir. Soru, dillerin zaman içinde nasıl yavaş yavaş geliştiği ve bugün dünyanın dillerine nasıl dönüştüğü değildir. Daha ziyade, insan türünün zaman içinde nasıl geliştiği, böylece en yakın akrabalarımız, şempanzeler ve bonobolar değil, biz dili kullanma becerisine sahip olduk.
Ve bu ne muhteşem bir gelişmeydi! Başka hiçbir doğal iletişim sistemi insan dili gibi değildir. İnsan dili sınırsız sayıda konu hakkında düşüncelerini ifade edebilir (hava durumu, savaş, geçmiş, gelecek, matematik, dedikodu, peri masalları, lavabo nasıl düzeltilir...). Sadece bilgi iletmek için değil, bilgi (sorular) istemek ve emir vermek için de kullanılabilir. Diğer herhangi bir hayvan iletişim sisteminden farklı olarak, bir olumsuzlama ifadesi içerir - durum böyle değildir. Her insan dili, birkaç düzine konuşma sesinden oluşan on binlerce kelimeden oluşan bir kelime hazinesine sahiptir. Konuşmacılar, kelimelerden sınırsız sayıda tümce ve cümle artı ufacık bir önek ve sonek koleksiyonu oluşturabilir ve cümlelerin anlamları, tek tek kelimelerin anlamlarından oluşturulur.
Buna karşılık, hayvan iletişim sistemleri tipik olarak en fazla birkaç düzine farklı çağrıya sahiptir ve bunlar yalnızca yiyecek, tehlike, tehdit veya uzlaşma gibi acil sorunları iletmek için kullanılır. Şempanze iletişimi tarafından iletilen birçok anlamın insan 'beden dilinde' karşılığı vardır. Çağrı kombinasyonları kullanan hayvanlar için (bazı ötücü kuşlar ve bazı balinalar gibi), kombinasyonların anlamları parçaların anlamlarından oluşmaz (henüz araştırılmamış birçok tür olmasına rağmen). Ve maymunlara insan dilinin bir versiyonunu öğretme girişimleri, büyüleyici olsa da, yalnızca ilkel sonuçlar üretti. Dolayısıyla insan dilinin özellikleri doğal dünyada benzersizdir.
Oradan buraya nasıl geldik? Avcı-toplayıcı kültürler de dahil olmak üzere tüm günümüz dillerinde pek çok kelime vardır, güneş altında herhangi bir şey hakkında konuşmak için kullanılabilir ve olumsuzlama ifade edebilir. 5000 yıl kadar insan dilinin kayıtlarını yazdığımız kadarıyla, her şey temelde aynı görünüyor. Diller, bazen kültür ve modadaki değişiklikler nedeniyle, bazen de diğer dillerle temasa tepki olarak zaman içinde kademeli olarak değişir. Ancak dilin temel mimarisi ve ifade gücü aynı kalır.
O halde soru, insan dilinin özelliklerinin nasıl ortaya çıktığıdır. Belli ki, oturup bir dil oluşturmaya karar veren bir grup mağara adamı olamazdı, çünkü bunu yapabilmek için başlangıçta bir dile sahip olmaları gerekirdi! Sezgisel olarak, hominidlerin (insan ataları) homurdanarak, yuhalayarak veya bağırarak başladıkları ve bu 'bir şekilde' bugün sahip olduğumuz türden bir dile 'yavaş yavaş' geliştiği tahmin edilebilir. (Bu tür spekülasyonlar 150 yıl önce o kadar yaygındı ki, 1866'da Fransız Akademisi dilin kökenleri üzerine makaleleri yasakladı!) Sorun 'kademeli olarak' ve 'bir şekilde'de. Şempanzeler de homurdanıyor, ötüyor ve ağlıyor. Hominid ve şempanze soyu birbirinden ayrıldığından beri yaklaşık 6 milyon yıl içinde insanlara ne oldu,
Elbette, dilin yanı sıra diğer birçok özellik, insanları şempanzelerden ayırır: dik yürümeye ve koşmaya uygun alt ekstremiteler, zıt başparmaklar, vücut kıllarının olmaması, daha zayıf kaslar, daha küçük dişler - ve daha büyük beyinler. Şu anki düşünceye göre, dil için önemli olan değişiklikler sadece beynin boyutunda değil, karakterindeydi: yapmaya uygun olduğu görev türleri - deyim yerindeyse, beraberinde geldiği 'yazılım'. Dolayısıyla dilin kökeni sorusu, insan ve şempanze beyinleri arasındaki farklılıklara, bu farklılıkların ne zaman ve hangi evrimsel baskılar altında ortaya çıktığına bağlıdır.
Ne arıyoruz?
Dilin evrimini incelemenin temel zorluğu, kanıtların çok az olmasıdır. Konuşulan diller fosil bırakmaz ve fosil kafatasları bize beyinlerin neler yapabileceğini değil, yalnızca insansı beyinlerin genel şeklini ve boyutunu söyler. Elimizdeki tek kesin kanıt, ses yolunun şeklidir (ağız, dil ve boğaz): Anatomik olarak modern insanlara kadar, yaklaşık 100.000 yıl önce, hominid ses yollarının şekli, modern konuşma seslerine izin vermiyordu. . Ancak bu, dilin mutlaka o zaman başladığı anlamına gelmez. Daha önceki hominidler, daha kısıtlı bir ünsüz ve sesli harf aralığı kullanan bir dile sahip olabilirdi ve ses yolundaki değişiklikler sadece konuşmayı daha hızlı ve daha anlamlı hale getirme etkisine sahip olabilirdi. Hatta bazı araştırmacılar dilin işaret dili olarak başladığını öne sürüyorlar.
Bu konular ve diğerleri, dilbilimciler, psikologlar ve biyologlar arasında hararetli bir araştırmadan geçmektedir. Önemli bir soru, insan dil yeteneğinin öncüllerinin hayvanlarda bulunma derecesidir. Örneğin, maymunların düşünce sistemleri bizimkine ne kadar benzer? Hominidlerin birbirlerine ifade etmeyi yararlı bulacağı şeyleri içeriyorlar mı? Maymunların uzamsal yeteneklerinin ve sosyal dünyalarını müzakere etme yeteneklerinin, insan kavram sisteminin üzerine inşa edilebileceği temeller sağladığı konusunda gerçekten de bir fikir birliği var.
İlgili bir soru, dilin hangi yönlerinin dile özgü olduğu ve hangi yönlerin diğer primatlarla paylaşılmayan diğer insan yeteneklerinden yararlandığıdır. Bu konu özellikle tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, dildeki her şeyin diğer insan yeteneklerinden oluştuğunu iddia eder: sesi taklit etme yeteneği, büyük miktarda bilgiyi ezberleme yeteneği (her ikisi de kelimeleri öğrenmek için gereklidir), iletişim kurma arzusu, başkalarının niyetlerini ve inançlarını anlama. ve işbirliği yapma yeteneği. Mevcut araştırmalar, bu insan yeteneklerinin maymunlarda bulunmadığını veya daha az gelişmiş olduğunu gösteriyor. Diğer araştırmacılar bu faktörlerin önemini kabul ediyor, ancak insansı beyinlerin onları özellikle dile uyarlayan ek değişiklikler gerektirdiğini savunuyorlar.
Hepsi bir anda mı yoksa aşamalar halinde mi oldu?
Bu değişiklikler nasıl gerçekleşti? Bazı araştırmacılar, tek bir sıçramayla geldiklerini, tek bir mutasyon yoluyla, insanların karmaşık anlamları ses kombinasyonları yoluyla ifade ettikleri beyindeki tüm sistemi yarattıklarını iddia ediyorlar. Bu insanlar ayrıca, hayvanlarda halihazırda bulunmayan dilin birkaç yönü olduğunu iddia etme eğilimindedir.
Diğer araştırmacılar, dilin özel özelliklerinin, birbirini izleyen insansı soylar yoluyla aşamalar halinde, belki de milyonlarca yıl içinde evrimleştiğinden şüpheleniyor. Erken bir aşamada, çevredeki çok çeşitli nesneleri ve eylemleri adlandırmak için sesler kullanılacaktı ve bireyler yeni şeyler hakkında konuşmak için yeni kelime öbekleri icat edebileceklerdi. Geniş bir kelime dağarcığı elde etmek için, önemli bir ilerleme, sinyalleri yapılandırılmamış çağrılar yerine ayrı konuşma sesleri - ünsüzler ve ünlüler - dizilerine 'dijitalleştirme' yeteneği olabilirdi. Bu, beynin ses yolunu kontrol etme biçiminde ve muhtemelen beynin işitsel sinyalleri yorumlama biçiminde değişiklikler gerektirecektir (ikincisi yine önemli bir tartışmaya tabi olsa da).
Tek başına bu iki değişiklik, tek sinyallerden oluşan bir iletişim sistemi oluşturacaktır - şempanze sisteminden daha iyi, ancak modern dilden uzak. Bir sonraki makul adım, parçalarının anlamlarından oluşturulmuş bir mesaj oluşturmak için bu tür birkaç 'kelimeyi' bir araya getirme yeteneği olacaktır. Bu hala modern dil kadar karmaşık değil. İlkel bir 'ben Tarzan, sen Jane' karakterine sahip olabilir ve yine de tek kelimelik ifadelerden çok daha iyi olabilir. Aslında, iki yaşındaki çocuklarda, yabancı dil öğrenen yetişkinlerin başlangıç çabalarında ve farklı dilleri konuşan yetişkin konuşmacılar tarafından bir araya getirilen sistemlerde, bu tür "ön-dil"i buluyoruz. ticaret veya diğer işbirliği türleri için birbirleriyle iletişim kurmaları gerekir.
Son bir değişiklik ya da bir dizi değişiklik, çoğul belirteçler, zaman belirteçleri, göreli tümceler ve tamamlayıcı cümleler ("Joe dünyanın düz olduğunu düşünüyor") gibi gramer araçlarını kapsayan daha zengin bir yapıyı "protodile" ekleyecektir. Yine bazıları bunun tamamen kültürel bir gelişme olabileceğini varsayıyor ve bazıları bunun konuşmacıların beyinlerinde genetik değişiklikler gerektirdiğini düşünüyor. Jüri hala dışarıda.
Bütün bunlar ne zaman oldu? Yine, söylemek çok zor. 100.000 ila 50.000 yıl önce insan çizgisinde önemli bir şeyin gerçekleştiğini biliyoruz: Bu, medeniyet dediğimiz şeyin kanıtı olan sanat ve ritüel nesneler gibi kültürel eserler bulmaya başladığımız zamandır. Bu noktada türlerde neler değişti? Sadece daha mı akıllı hale geldiler (beyinleri birdenbire büyümese bile)? Birdenbire dil mi geliştirdiler? Dilin sağladığı entelektüel avantajlar nedeniyle mi daha akıllı hale geldiler (örneğin, sözlü tarihi nesiller boyu sürdürebilme yeteneği gibi)? Eğer dili geliştirdikleri zaman buysa, dilsizlikten modern dile mi, yoksa 'ön-dil'den modern dile mi geçiyorlardı? Ve eğer ikincisi, ne zaman 'protodil' yaptı? meydana gelmek? Kuzenlerimiz Neandertaller bir ön dil mi konuşuyorlardı? Şu anda, bilmiyoruz.
Son zamanlarda cesaret verici bir kanıt kaynağı ortaya çıktı. FOXP2 adlı bir gendeki bir mutasyonun, dilin yanı sıra yüz ve ağız kontrolünde eksikliklere yol açtığı gösterilmiştir. Bu gen, maymunlarda bulunan bir genin biraz değiştirilmiş bir versiyonudur ve şimdiki formuna 200.000 ila 100.000 yıl önce ulaşmış gibi görünmektedir. Bu nedenle FOXP2'yi bir 'dil geni' olarak adlandırmak çok cezbedici, ancak neredeyse herkes bunu aşırı basitleştirilmiş olarak görüyor. Bu mutasyondan etkilenen bireyler gerçekten dil bozukluğu mu yaşıyorlar yoksa sadece konuşmakta zorlanıyorlar mı? Bunun da ötesinde, sinirbilimdeki büyük ilerlemelere rağmen, şu anda genlerin beyinlerin büyümesini ve yapısını nasıl belirlediği veya beynin yapısının dili kullanma yeteneğini nasıl belirlediği hakkında çok az şey biliyoruz. Yine de, Eğer insan dil yeteneğinin nasıl evrimleştiği hakkında daha fazla şey öğreneceksek, muhtemelen en umut verici kanıt, türümüzün tarihinin çoğunu koruyan insan genomundan gelecek. Gelecekteki zorluk, onu deşifre etmek olacaktır.
Arkadaşlar bayağı bir şey yazmıştımda Allah'ın cezasına bir şey oldu, zaman aşımına mı ne uğradı yok sayfayı yeniden yükle falan filan derken uçtu gitti.Panodan biraz toparlamaya çalıştım yazıyı.
Velhasıl kelam bu konular oldukça tartışmalı, kesin bir şey söylenemez.İyice okursanız yazıları anlarsınız.
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...
Elimizdeki tek kesin kanıt, ses yolunun şeklidir (ağız, dil ve boğaz): Anatomik olarak modern insanlara kadar, yaklaşık 100.000 yıl önce, hominid ses yollarının şekli, modern konuşma seslerine izin vermiyordu. . Ancak bu, dilin mutlaka o zaman başladığı anlamına gelmez. Daha önceki hominidler, daha kısıtlı bir ünsüz ve sesli harf aralığı kullanan bir dile sahip olabilirdi ve ses yolundaki değişiklikler sadece konuşmayı daha hızlı ve daha anlamlı hale getirme etkisine sahip olabilirdi. Hatta bazı araştırmacılar dilin işaret dili olarak başladığını öne sürüyorlar.
.
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...
@uwu Sen çok iyi bir araştırmacı olacaksın İnşallah.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@uwu Sen çok iyi bir araştırmacı olacaksın İnşallah.
İnşAllah hocam.
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...