
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Evet bir de vesvesenin psikolojik takıntı haline dönüştüğü anlaşılırsa ne cevap verirseniz verin tatmin edemiyorsunuz. Bir nevi ileri paranoya hali oluşuyor ki bu durum cevaplarla geçmiyor. Cevap verenin de enerjisini tüketiyor. Bu sorunu birkaç defa daha konuşmuştuk. O yüzden vesvesem var, ağlıyorum, bana yardım edin tarzında değil de, ilmi olarak sorumuzu sorup bıraksak daha iyi cevaplar alırız muhtemelen. İnsanlara da takıntılı imajı vermezsek kendi açımızdan iyi olur.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Erkek ve kadın beyni arasındaki fark bu sanırım. Ben ruh hallerini -çoğu zaman anlayamasam da- bilmeyi tercih ediyorum. Ağlıyorsa, bu düşünce onun hayatının merkezine oturmuşsa bunu bilmek, cevap veren açısından önemlidir, diye düşünüyorum.
Bu yazılardan önce -medyanın çizdiği profile göre- gençliğin önemli bir kesiminin ana kaygısının; fenomen olmak, karşı cinsi etkilemek, saçma salak videolar izleyip saatlerini eğlenerek geçirmek olduğunu sanıyordum, ne yalan söyleyeyim. Ama burada görüyorum ki gençler daha uzak ufuklara bakabiliyor, bu hayattan sonrasını anlamaya çalışıyorlar.
Kafatasının küçücük karanlığında ikamet eden 1-1,5 kglık et parçasının kalkıştığı bu zor deneyimle bunalması, rotasını araması, yardım istemesi en doğal olanıdır.
@drobooss kardeşimin kaygılarına da katılamayacağım, özür dileyerek. Kafirlerin bunu görmesinde hiiiiç beis yok. Bizlerin sorgulamadan, kafa yormadan, dogmatik olarak Müslüman olduğumuzu sanıyorlar. Görsünler ki bu iş hiç de öyle değil. Kendileri de eğer biraz kafa yormaya katlanabilirlerse kör tesadüflerle dünyaya gelmiş, tüm hayatı kör tesadüflere bağlı ipsiz-sapsız homo sapiens sapiensler olmadıklarını belki anlarlar.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
kardeşimin kaygılarına da katılamayacağım, özür dileyerek. Kafirlerin bunu görmesinde hiiiiç beis yok. Bizlerin sorgulamadan, kafa yormadan, dogmatik olarak Müslüman olduğumuzu sanıyorlar. Görsünler ki bu iş hiç de öyle değil. Kendileri de eğer biraz kafa yormaya katlanabilirlerse kör tesadüflerle dünyaya gelmiş, tüm hayatı kör tesadüflere bağlı ipsiz-sapsız homo sapiens sapiensler olmadıklarını belki anlarlar.
ateistler çok kötü niyetlidir ve kendi lehlerine olan her şeyi kendilerine koz olarak kullanma potansiyeline sahiplerdir. O yüzden ben soru sormanın duygusallaştırılmış şeklini forum için uygun bulmadığım gibi gerekli de görmüyorum. @serpil hocam
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Kardeşim yazımın faydası olacağını düşünüyorum inşaallah sonuna kadar dikkatlice oku mutlaka geri dönüş yap bir cevap ver inşaallah cevapla ilgili anlamadığın bir şey olursa.
1) Öncelikle burada zannî ve katî bilginin ayrımını yapmamız gerekiyor.
Zannî bilgi/ kesin değildir ama bir kesinlik "ihtimali" de taşır. Kesin olmayadabilir.
Katî bilgi/ değişmesi imkansız ve %100 kesin.
a)Zanni bilgi mütevatir haberin gözlemin ve mantık ilkelerinin, aklın konusu olmayan yerlerde edindiğimiz bilgidir ancak adı üstünde bu bilgi zannîdir değişmesi mümkündür buradan şuna varmiyorum "evrim bugün bilimseldir ama ilerde bilimsel olarak yanlışlanabilir" bu hatalı bir yöntem olur buradan varmamız gereken sonuç şu olurdu doğa yasaları aklen zorunlu değildir veya şöyle diyim mucizelerin (doğa yasalarını aşan durumların) olması aklen mümkündür. Evrimin bilimsel olması da zaten bu zannî ysni zorunlu olmayan doğa yasaları üzerinden geliştirilen tümevarım üzerindendir.
b) Bunun ispatı şu şekilde yapılabilir;
Biz doğa yasalarını gözlemlerden çıkardık ve bir tümevarım yaptık, ancak biz sınırlı sayıda gözlem yaptık yani sonsuz sayıda deneme yapmadım sadece sınırlı bir miktarı da deneme yaptık bu sebeple doğa yasaları da zaruri olmaz.
c) Elbette tümevarımı hepten reddedemeyiz ancak bunun zaruri olmadığı da bir gerçektir, yani bu zannî bilgidir.
d) Dolayısıyla doğadaki gözlemlerden çıkarmamız gereken zaruri sonuç şu olurdu gözlemler katîdir ve doğada zaruri olmayan yasalar(işleyişler) vardır.
2) Şimdi buradan gelelim evrim mevzuuna.
a) Vereceğim cevabın özeti: evrim zaruri olmayan doğa işleyişleri üzerinden geliştirilmiş bir teoridir, doğa işletmyişkeri zaruri değildir, dolayısıyla evrim de kesin katî değildir yani evrimsel geçiş olarak düşündüğümüz yerlerde bir tanrının mucizevi müdehalesi olabilir tanrı bir türü yok edip yerine o an içinde yenisini var etmiş olabilir.
b) ÖNEMLİ HUSUS!!!
Bize bu tarz açıklamalarda yine şöyle itirazlar getirilir. (Bunun hakkında eski bir yazım var onu copy paste yaptım yazıda üslup sorunu olabilir dediğim gibi yazıyı önceden yazmıştım.)
"Evrim?"
Reis şimdi evrim teorisinin insanların "kökenleriyle" ilgili olan kısım Kur'an'ı bağlamaz çünkü doğal süreçler üzerinden yapılan bir eleştiridir oysaki İslam doğal süreçlerin orada gecerli olmadığını söyler İslamın iddiası doğal süreçler üzerinden olmadığından İslama doğal süreçlerle eleştiri getirilemez bu basit bir KATEGORİ MANTIK HATASIDIR.
Bu durumu karikatürize etsek herhalde şöyle olurdu:
-islam doğal nedenselliğin insanların kökenleri konusunda geçerli olmadığını söyler.
+Ama bak doğal nedensellik, evrimin gerçek olduğunu söyler yani yanıldın.
-ama ben doğal nedensellik üzerinden bir iddia sunmadım ki.
+Oo ooo bilim inkarcısı ohfjfdf Kuran'da hata var bak doğal nedensellik evrimin gerçek olduğunu söylüyor buna ne cevap vereceksin?
-ama ben böyle bir şey söylemedim ki hem ben doğal nedensellik geçerli değil dedim.
+Cevap veremedi doğal nedensellik evrimin gerçek olduğunu söylüyor bshdjdj.
-ne boş bir münazara oldu.
Evet durum maalesef tam olarak böyle karşı taraf(gayrimüslimler) doğal nedenselliğin üzerinden bize delil sunuyor mesela.
+bak körelmiş organlar ve genetik genetik benzerlik bunlar bir ortak ataya işaret ediyor bunca benzerlik nasıl tesadüf olsun?
-ama burada doğal nedensellik, doğal süreçler geçerli değilse bu iddia bir şeye yaramaz ki çünkü hepsi doğal nedenselliğin orada gecerli olduğunu kabul eder sek bir kanıt değeri taşır burada doğal nedensellik geçerli değilse insanlar topraktan da yaratılmış olabilir adem as.ın anne babası da olmaz.
+...
3) BİLGİNİN KAYNAKLARI ARASINDAKİ HİYERARŞİ.
(Burayı da kesinlikle oku mesele anlaşılır inşaallah)
Akıl> Duyular> Haber> Hads
(, ilerde de yazacaktım burada da yazayım dedim.)
(Hads ve duyuların farkı: Hads duyularla elde edilen zaruri olmayan doğal işleyişlerdir misal genellikle havaya atılan şeyin düşmesinden yola çıkıp duyularla yerçekimi etkisini keşfederiz ancak bunun bilmem ne kadar zaman önce varolduğunu ise bu duyularla elde ettiğimiz bilgiden çıkardığımız hads ile yerçekiminin biz bunu deneyimlemeden önce de genellikle var olduğunu çıkarırız. Tabi deneyimlerin söz konusu olmadığı alanda haber de bu zannımızı destekleyebilir.)
Burada haberi de ZANNÎ HABER, MÜTEVATİR HABER ve HABERİ RESUL olarak üçe ayırmak gerekir.
(Zannî Haber: Zannî haberdir/ Zannî bilgidir. Yalan üzere birleşmesi aklen mümkün olan kişi veya kişilerden gelen haber misal yalancılığıyla meşhur veya yalan söyleyebilen ya da hafızası pek iyi olmayan bir ila üç kişi gelip ben veya biz diye başlasın ve bir iddiada bulunsun bu zannî habere örnektir.)
(Mütevatir Haber: Katî haberdir/ Katî bilgidir. Yalan üzere birleşmesi mümkün olmayan kişi sayısı örnek: bir terör saldırısını dağdaki çoban da görür ihbar eder köydeki adam da görür köyden tevafuken geçen yolcu da ve bu şekilde en az 4den fazla farklı birbiriyle anlaşması pek mümkün olmayan kişilerden gelen haber. Bu sayı 4 değil de yeri geldiğinde 5 yeri geldiğinde 100 olur bu o durumda yalan üzere birlesemeyecek kişi sayısıdır 4 sadece bir sınırdır mütevatir haber için. Bu örnek verdiğim ihbarlar haber mütevatir habere örnek olur mesela.)
(Haberi Resul: Katî haberdir/ Katı bilgidir. Peygamberin getirdiği haberdir. Misal ilk insanın adının adem olması. Veya Kuran'da haber verilen şekilde güneş ve ayın spiral, dairesel, oval yörüngeleri olması.)
a)
Akıl/ mantık ilkeleri ve beraberinde getirdikleri aklî zorunluluklar.
Akıl ve duyular çelişemez.
Akıl ve zannî haber çelişebilir.
(Böyle bir çelişki durumunda zaten bu zannî haberin yalan veya bir yanlışlık olduğunu anlarız.)
Akıl ve mütevatir haber çelişemez.
"Prof. Dr. Bilâl en Neccâr hocanın da bahsettiği gibi.
Aklen Muhal 2 Türlüdür.
Muhâlun Lizâtihî. (Kendisi İmkânsız.)
Muhâlun Liğayrihî. (Başka Bir Şeyden Ötürü Dolaylı Olarak İmkânsız.)
Bu İkinci Kısma Giriyor Mütevâtir Meselesi.
-Mehmet Yalçın hocanın konuyla ilgili kısa bir yazısı."
(Burada yazının konusu mütevatir haberin katîliği, yalanlanmasının ve buna yönelik bilginin değişmesinin imkansız oluşu.)
Akıl ve haberi resul çelişemez. Çelişkili bir vahiy yollamak Allah için düşünülemez.
Akıl ve hads çelişebilir
(Bu da hadsın zaruri bilgi olmayışını gösterebilir.)
(Hads gözlemle elde edilen zaruri olmayan doğal işleyişlere verilen ad).
Bu gibi bir çelişkiye misal vermek gerekirse.
Bir adam kendisinin gözlemlediği süre zarfında ve başkalarından aldığı haber doğrultusunda sürekli yerçekimini gözlemlenmesi ve bunun olduğuna dair haber aldığından dolayı yerçekiminin zaruri olduğu ve her daim olduğu ezelî olduğu dolayısıyla evrenin alemin de hep var olduğu gibi yanlış bir zanna kapılabilir bu akılla çelişkilidir.
Bunun akılla çelişik olması şundandır, normalde kelam alimleri buna başka başka aklî delillerde getirirler ancak ben 1 tane basit kolay anlaşılabilir delili nakledeceğim.
(Alıntıladığım bu yazı Mehmet Yalçın hocanın bir yazısından alıntıdır.)
'Yani her Fiziksel olgu, kendisinden önceki başka bir Fiziksel olgunun sonucu olsaydı ve bu böyle sonsuza kadar gitseydi, ihtiyaç hiç bitmeyeceği için o boşluk hiç dolamazdı.
Bunu duyanlara kolaylık olması için en meşhur misâl olan Tren Vagonları örneği verilir:
- En arkadaki vagon hareket etmek için bir öndeki vagona muhtaçtır.
- O vagon da hareket etmek için bir öncekine muhtaçtır.
- O da diğerine... O da diğerine...
- Eğer bu böyle sonsuza kadar gitseydi, yani tüm vagonlar sonsuza kadar en sondaki vagon gibi *Çekilmeye Muhtaç* olsaydı o zaman bu ihtiyaç hiç bitmeyeceği için Tren asla hareket etmeyecekti.
- Ama biz Trenin hareket ettiğini görüyorsak eğer o zaman zorunlu olarak biliriz ki bu vagonlar sisteminin en başında *kimse tarafından çekilmeye muhtaç olmadan* başkalarını çekebilen bir güç vardır."
b )
Duyularla zannî haber çelişebilir, ancak mütevatir haber ve haberi resul çelişemez.
İlkine şöyle kısaca misal vereyim bir kimse cuma günü namaza gitmiş olsun bunu biliyor bu kimse duygularıyla doğrudan deneyimlemiş. Bir yalancı veya unutkanda ertesi gün diyor ki sen cuma namaza gelmedin. Halbuki adam bunu duygularıyla deneyimlemişti. Bu zannî haber ile duyuların çekişmesine örnektir.
İkincisine yani mütevatir haberin (yalan üzere birleşmesi imkansız olan topluluktan gelen haberin) genel olarak duyularla vs. çelişmesi yalanlanması, yalan olması aklen muhaldir, imkansızdır. Bunu az önce yazmıştım zaten.
Üçüncüsü yani haberi Resulün Allah'tan gelen haber olduğundan ötürü genel olarak duyularla çelişmesi beklenemez.
c) Haber ile hads çelişebilir
Öncesinde hadsın yani doğadaki işleyişlerin zorunlu olmadığını değişebileceğini. Doğa üstü olguların da aklen mümkün olduğunu ve Allah'ın dilemesi durumunda gerçekleşebileceğini ispat etmiştim. Şimdi bunun üzerine son olarak haber çeşitlerinin hads ile ilişkisini inceleyelim.
Zannî haber hads ile çelişebilir çünkü hads zorunlu değildir. Bu sebeple bir sorun oluşturmaz buradan bu zannî haberin yalan olduğu sonucuna varamayız.
Mütevatir haber hads ile hads çelişebilir çünkü hads zorunlu değildir ve mütevatir haberde zannî değil katî bilgidir bundan ötürü böyle bir çelişki durumunun mütevatir haberin güvenilirliğine zarar vermez bilakis bu orada hadsın geçerli olmadığını kanıtlar
Misal 10.yyde bir adam yerçekimini yarıp uçsun ve bunu o dönem içerisinde aynı veya farklı bölgelerdeki farklı dinsel kültürel topluluklar onlarca farklı yazar bize nakletsin. İşte bu mütevatir ve katî bilgidir dolayısıyla biz buradan yola çıkıp Allahın o kişinin uçtuğu zaman zarfında yerçekimi etkisini onun için yaratmadığını gösterir.
Haberi Resul ve hads çelişebilir. Bu da bir sorun teşkil etmez çünkü daha önce belirttiğim üzere hads Zannî yani zaruri değil Haberi resul ise katî yani zorunlu bilgidir.
Misal Allah bize Hz. Musa'nın denizi yardığını haber verir öncelikle bu mucizedir zaten hadsın yani normal doğal işleyişin dışında bir olaydır. Veya evrimin insanlarla ilgili kısmı da buna örnek verilebilir Allah dilerse neandarteller gibi insanımsı hayvanları bir an içinde yok eder sonrada Hz. Ademi ve insanları buna benzer biçimde yaratır.
4) PEKİ İSLAM EVRİME NASIL BAKAR?
Mehmet Yalçın hocanın konuyla ilgili bir yazısı.
"*Evrim ile İslâm Çelişir mi?*
1) "Evrim" kelimesi ile kastedilen çok şey vardır.
2) "Evrim Teorisi" dendiği zaman paket hâlinde içinde gelen gözlemler, teoriler, hipotezler ve yorumlar karışık olarak gelir...
3) Bunların bazıları dinle kesinlikle çelişir bazıları ise çelişmez.
4) Gözlemlerin hiçbirisi İslâm'la çelişmez.
5) İslâm'"Evrimde" gözleme dayanmayan ve dînen sorunlu olan 2 fikir vardır:
*Bir:* İnsanların başka canlılardan değişerek geldiği
(İnsanın ortak ata tezine dâhil edilmesi)
(Yani Hazreti Adem'in doğrudan topraktan yaratılmayıp bir anne babadan dünyaya geldiği...)
*İki:* İnsanlığın daha da değişerek İslâm'ın tarif ettiği İnsan sınırlarından çıkacağı ve başka bir türe dönüşeceği...
Bu iki fikir İslâm'la net olarak çelişir...
6) Bunun dışında kalan noktalar meselâ
- "Şu anki net gözlemler.."
- "Türlerin kendi içerisinde zamanla değiştiği..."
- "İnsan türünün de kendi içinde eskiye göre değiştiği.."
vb.
7) Ancak şurası hep karıştırılıyor
*"Şu anda yapılan gözlemin kendisi"* ayrı şeydir *"O gözlem üzerine yapılan yorum - çıkarım - kanaat - tez - varsayım"* ayrı şeydir.
O yüzden bazılarının "Bak insanın başka türden geldiğini gözlemledik" demesi kavramları hatalı kullanmasından kaynaklanıyor.
Onlar geçmişi gözlemediler, geçmiş hakkında yorum yaptılar...
8) Beşinci maddede İslâm'la çeliştiğini söylediğimiz noktalar hem âyetler hem hadisler hem de icmâ ile sâbittir.
9) Nasslarda geçen ifâdelerin mecâza ihtimâli yoktur.
Çünkü mecâz sadece Bilginin Kaynaklarıyla (Aklî Zorunluluk - Duyular (Gözlem) - Haber) ile yapılır.
Söylenen yerlerde ise hiçbiri yoktur.
10) İşte bu İslâm'la çelişen noktaları anladığı ve çözdüğü hâlde o görüşlerde devam eden kişi Müslüman kalamaz.
11) Ama meselenin içyüzünü kavramadan, İcmânın bağlayıcılığını bilmeden, Mecâza ve tevile gitme şartlarını çözmeden, başka sebeplerle o görüşlerde ısrar ederse
"Dinden çıktı." denemez, muaayyen olarak tekfir edilemez."
5) SONUÇ
a) Evrim konusunda vahiyle muhatap olmadan önce elimizdeki zannî delillerle insanları da evrime dahil edebilirdik ancak vahiy ile muhatap olduktan sonra bize o döneme dair katî haber geldiği için öğrendik ki aslında insanlarla diğer türler arasında bir bağ yokmuş ve bu haber çerçevesinde bu bilgiyi değerlendirmemiz gerekir ve zannî olan hadsı bırakıp katî olan haberi resulü dikkate almamız gerekir.
b) Evrim teorisinin veya yasasının diyin buna bir şey değişmiyor insanların kökeni ile ilgili bölümü ile kuran ve hadisler tevil edilemez. Bu yanlış olur çünkü hads bize kesin katî bilgi sağlamaz. Burada kafa karışıklığına sebep olacak bir durum da yok çünkü hads zorunlu değil zannî bilgi, buna kesin, katî vs. demek cehalet olur.
@sunnetehlimusluman teşekkürler hocam elinize emeğinize sağlık çok güzel derlemişsiniz bilgileri düşüncelerimi daha netlestirdi ve yarar sağladı bana.
@sunnetehlimusluman abi demeye gerek yok yaşlarımızı bilmiyoruz sonuçta.