
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Selamun aleykum, Bakara 48 izahınızda istisnalar kaideyi bozmazdan ileri gitmişsiniz, ancak ayette "hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, hiçbir kimsenin yerine başkası kabul edilmez; onlara asla yardım da yapılmaz." denerek istisnanın olmadığı gösterilmiyor mu? Hiç kimse kimseye fayda vermez diyor çünkü. Ben çok bilgili değilim bu istisnalar kaideyi bozmaz ilkesi hakkında dediğim doğru mu?
Burada kasıt Allah'ın izni olmadan denmesi. Allah diğer ayetlerde şefaat hakkının Allah'a ait olduğunu bildirir ve bu haktan onun izni olmadan kimse faydalanamaz. Bakara 48 de buna vurgu yapıyor ki zaten önceki ayette Yahudilerin bahsi geçiyor ve bu ayet de onlardan bahsediyor.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Ayette hiç kimse demiyor, "kimse kimseden" diyor. Elmalılı şöyle çeviriyor.
"Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir."
Bu ayeti anlamak için o günün toplumunun yerine kendini koy. İnsanlar Allah'tan yardım beklemek yerine sürekli başka birilerine veya küçük Tanrıcıklara (putlara) sığınıyorlar. Onların Allah yanında şefaatçi olacağını düşünüyorlar. Hz Muhammed diyor ki öldükten sonra dirileceksiniz. Onlar da diyor ki "doğru olsa bile Hubel, Lat, Uzza bize şefaat eder", çünkü hep onlara ibadet etmişler veya babası önemli bir adamdır, adam Allah babamdan dolayı bana birşey yapmaz diye düşünüyordur.
İşte genel olarak böyle düşündükleri içi Allah hiçbirinizin birinize fayda vermeyeceği bir gün demiş. Yanlış mı demiş? hayır dememiş. Çünkü bu düşündükleri yanlışlar ancak bu ifade ile kesilip atılır.
Fakat başka bir ayetinde de sizin kuruntularınızla veya istemenizle olmayacak bu şefaat işinin Allah tarafından izin verilecek kişiler tarafından ancak olabileceği açıklanmış. Ben bu ayeti anlayabiliyorum ama anlatmaya ancak bu kadar muktedir olabiliyorum. Anlamak isteyen için zor olmadığını düşünüyorum.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Sitedeki yazımı biraz daha anlaşılır yaptım. Örnekleri anlaşılsın diye verdim ama aradaki illiyyet bağını çok kuramadığınızı anladım, başka kişilerin de anlamakta zorluk çekeceğini düşündüğümden örneği ve istisnalar kaideyi bozmaz ifadesini kaldırdım. Yeni yazı şöyle:
Ahirette şefaat var mıdır yok mudur? Aşağıdaki ayetlerin birinde ahirette şefaat vardır, diğerinde ise ahirette şefaat yoktur denildiğini iddia ediyorlar.
Yoktur / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Vardır/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Cevap:
Bakara 48’de genel kuralı söylüyor. Kimseden şefaat kabul edilmeyecek. Bu ayeti anlamak için o günün toplumunun yerine kendimizi koymalıyız. Yani ayetin hangi şartlar içinde indiğini bilmemiz ayeti anlamamızı da kolaylaştırır.
O dönemde insanlar Allah'tan yardım beklemek yerine sürekli başka birilerine güveniyorlardı. Yahudiler hahamlarına, Peygamberlerine ve müşrikler küçük Tanrıcıklara (putlara) sığınıyorlar. Onların Allah yanında şefaatçi olacağını veya Allah'tan koruyacağını düşünüyorlar. Hz Muhammed diyor ki "öldükten sonra dirileceksiniz". Yahudiler diyor ki bize bir şey olmaz, bizim soyumuzdan önemli veliler var. Müşrikler de diyor ki "doğru olsa bile Hubel, Lat, Uzza bize şefaat eder", çünkü hep onlara ibadet etmişler veya adamın babası önemli biridir, adam da Allah babamdan dolayı bana bir şey yapmaz diye düşünüyordur.
İşte genel olarak böyle düşündükleri için Allah Bakara 48'de hiçbirinizin birinize fayda vermeyeceği bir gün demiş. Yanlış mı demiş? Hayır dememiş. Çünkü burada kendi isteğinizle birbirinize faydanız olmayacak demek isteniyor. Zaten başka bir ayetinde de (meryem 87) sizin kuruntularınızla veya istemenizle olmayacak bu şefaat işinin Allah tarafından izin verilecek kişiler tarafından ancak olabileceği açıklanmış.
Meryem 87 ve buna benzer birkaç ayette, yine kimsenin şefaat edemeyeceği genel kuralını hatırlatarak ayet başlıyor fakat araya “illa” bağlacı ekleyip bunun sizin isteğinizle değil ancak Allah'ın isteği ile olacağını belirtiyor. “İlla” kelimesi Türkçe de ki “şunlar hariç” sözcüğü gibi bir zıtlık bağlacıdır ve genel kaideye getirilen istisnaları belirtmek için kullanılır.
Yani Meryem 87 meali şöyledir: "Kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır" sonra illa yani fakat bağlacı ekliyor ve devam ediyor "Rahman'ın huzurunda söz alanlar hariç". yani bu ayette de aynı genel kuralı söylüyor, kimsenin şefaat hakkı yok diyor fakat Allah istisna yaparsa yapar diyor.

Yani iki ayet arasında anlaşmazlık yok, her iki ayet de kimsenin kimseye şefaat edemeyeceği ile başlıyor. Fakat Bakara 48'de bu genel kural ile ayet bitirilirken Meryem 87'de yalnız Allah isterse istediği kişiye şefaat hakkı vereceğini söylüyor.
Ahirette şefaat var mıdır sorusunu bana sorarsanız tıpkı ayet gibi cevap veririm. Yoktur ama Allah dilediği kişiler için bunu sağlayabilir.
Peki bu haksızlık olmaz mı derseniz, elbette ki olmaz. Çünkü haksızlık birinin hakkını başka birine verirseniz olur. Şefaat edilince kimsenin hakkı gasp edilip başka birine verilmiyor.
Peki şefaat hangi durumlarda mümkün olabilir derseniz; sevapları Cennet'e gitmesine yetmeyen fakat Allah'ın da cehenneme göndermeye razı olmadığı günahkar olan insanlar için olabilir. Fakat şefaat, benim dedem evliyaydı o beni kurtarır şeklinde değil de belki bir gün yardım ettiğiniz ve kalbini kazandığınız fakir bir teyze Cennet'e gidecekken sizin de kurtulmanız için şefaatçı yani ricacı olabilir. Belki sizin iyi yetiştirdiğiniz Cennet'i hak eden çocuğunuz sizin için şefaatçi olabilir. yani sizin bir iradenizin bir iyiliğinizin olması lazım gibi geliyor bana. Fakat bunlara bel bağlamayın, çünkü bunların olacağının garantisi yok. Allah isterse şefaat edilir ancak. Yoksa kimse kimseye şefaat edemez.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurangunlukleri Eyvallah.