243# Şirk affedilecek mi?

Çelişki yok

Soru: Zümer 53 ile Nisa 116 birbiriyle çelişir mi? Şirk affedilecek mi? Çünkü birinde şirk koşanları bağışlamayacağını ve diğerinde ise bütün günahları bağışlayabileceğini söylüyor.

Cevap: Ayetlere bakalım

Zümer 53: (Benden onlara) De ki: ‘Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.’

Nisa 116: Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.

Öncelikle Zümer 53’te kendi nefislerine yapılan günahlar söz konudur. Yani bu günahların başka insanların veya Yaratıcınızın hakkına yapılan zulümleri (şirk veya inkar) ifade ettiğine dair ayette bir ifade yok. Tam tersine yanlış davranışlarınızdan dolayı kendi nefislerinize verdiğiniz zararlara açık vurgu var. Müfessir Fahreddin Razi’de “Kendi aleyhlerine olarak” diye çevirdiğimiz alâ enfüsihim deyimiyle, günah işleyen kişinin, her şeyden önce kendi ruhunu ve hayatını kirletmiş, kendisine zarar vermiş olacağına dikkat çekilmektedir” demiştir. Dolayısıyla yaratıcımızın hakkına girmek demek olan şirk kavramının bu ayete uygulanması için bir belirti olmadığı için, şirkin affedilmemesiyle bir çelişki doğurmuş olmaz. Şirk affedilecek mi sorusunun cevabı değildir.

Yazarın önerisi:  Kuran'a neden inanmıyoruz diyen ateistin 99 iddiasına cevaplar

İkinci olarak ayetler birbirini tefsir eder. Ayetleri cımbızlayarak bağlamından koparırsanız yanlış manalar verebilirsiniz. Bu ayetleri de kuran’ın genel bağlamıyla birlikte düşünmek gerekiyor. Örneğin bütün günahların bağışlanması ayeti tevbe etmekle de yakından ilgilidir. Çünkü Kuran’da onlarca ayette ancak tevbe edenlerin affedileceği, hatta tevbelerinin de samimi olması, gerektiği vurgulanır.

Tevbe Ayetleri ve Şirk

Taha Suresi, 82. ayet: Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.

Al-i İmran Suresi, 90. ayet: Doğrusu, imanlarından sonra inkar edenler, sonra inkarlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.

Nisa Suresi, 17. ayet: Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Nisa Suresi, 18. ayet: Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır.

Tevbe Suresi, 106. ayet: Diğer bir kısmı, Allah’ın emri için ertelenmişlerdir. O, bunları, ya azaplandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Yazarın önerisi:  129# Allah'ın kanunları değişir mi, değişmez mi?

Şirk affedilecek mi sorusunun cevabı olarak tevbe edenlerin bağışlanabileceğini söyleyebiliriz. Sahabelerin çoğu şirkten dönmüşlerdir. Bu açıdan Nisa 116 ayetinin tevbe etmeyenlerden bahsettiği anlaşılıyor. Çünkü samimi tevbe ettikten sonra neden affetmesin? Sahabelerde bu ayeti görünce “biz eskiden şirk yapmıştık artık bizi bağışlamaz” demiyorlar. Çünkü bu ayet tevbe edenlerden bahsetmiyor. Tevbesiz şirk üzere ölenlerden bahsediyor. Fakat Zümer 53 ayeti ise “Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin” demesiyle tevbe edip yüzünü Allah’a dönmekle alakalı bir ayet. (İnşallah karışık anlatmıyorumdur).

Kısaca;

Bu ayetlerin çelişmeyeceğine dair bir değil iki sebep var:

  1. Zümer 53’ün kapsamı insanın başkalarının hukukuna değil kendi nefsine yaptığı günahlar olduğu anlaşılıyor. Şirk affedilecek mi sorusunun cevabı bunlar içine dâhil olup olmadığı ayetten açıkça anlaşılmadığı için Nisa 116 ayetiyle çelişir denmez.
  2. Günahların affı tevbe ile yakından ilişkilidir. Zümer 53’te, yaptığımız tevbelerimiz ile günahlarımızın bağışlanacağı teması varken, Nisa 116’da şirk koşanların bağışlanmayacağı söylendiği için burada tevbesiz olanların durumunu ifade eden bir tema olduğu açıkça anlaşılıyor.