195# İslam hak din ise Allah neden Müslümanları zelil durumdan kurtarmıyor?

Sosyal Hayata İlişkin

Soru: İslam hak din ise Allah neden Müslümanları zelil durumdan kurtarmıyor?

Cevap: Birkaç kısa madde de cevaplayayım. Çok fazla örneklendirmeye gerek yok.

  • Allah, Dünya’da her darda kalana bir mucize gönderip kurtarmaz. Allah, insanlara kurtuluşun yollarını gösterir.
  • Kurtuluşun yolu olarak Kuran’ın her yerinde çalışın, çabalayın, cehd edin, dürüst olun, haksızlık etmeyin dediği halde müslüman toplum bunlara uymadığından dolayı zelil hale düşmüşse o toplum zarara kendi rızası ile girmiştir ve bu durumdan kurtulmak için tekrar Müslüman olmaktan yani Allah’ın dediklerini yapıp kurtulmaktan başka çaresi yoktur.
  • Allah, Dünya’da zorluk yoktur diye hiçbir zaman demedi. Dünya zorluk yeridir, fakat zorlukları kolaylaştırmanın yolu Allah’ın dediklerini yapmaktan geçer.
  • Tarih göstermiştir ki; Allah’ın çalışın, adaletli olun, yardımlaşın gibi reçetelerinin en iyi uygulandığı çağlarda Müslümanlar Dünya’ya bilim ve medeniyet öğretmişlerdir. Hatta Hz. Muhammed’e kadar hiç devlet olamamış Araplar en üstün performansı gösterip Avrupa’ya medeniyet öğretmişlerdir. Tekrar bu hale dönmek Allah’ın reçetelerine toplum olarak tekrar sarılmaya bağlıdır.
  • Allah elinize bir kurtuluş reçetesi vermiş. Doktorun verdiği reçeteyi uygulamayıp hastalıktan kurtulmadınız diye doktoru suçlamanızın bir manası olmadığı gibi, Allah’ın Kur’an’ını uygulamayıp Müslümanlar neden sefil halde, Allah iyileştirmiyor demek aklın noksanlığına delalettir.
  • Kısaca Allah müslümanların eline kurtuluş reçetesi vererek zaten yapacağı yardımını yapmıştır. Kur’an’ın emirlerini çarpıtmadan, yobazca yorumlamadan, hakkaniyetli bir şekilde anlayıp tatbik ettikten sonra yeryüzünün varisleri olmuyorsanız ancak o zaman bahaneniz geçerli olabilirdi. Amerika, Çin robot çağını getirmek için çalışırken yattığınız yerden Allah’ın sizi yoksulluktan, ezilmişlikten kurtarmasını beklemiyorsunuz değil mi? Bekliyorsanız kusura bakmayın çok beklersiniz.
Yazarın önerisi:  97# Felsefi ve akıl karıştıran tuzaklara düşmeme reçetesi

Soru: Fakat böyle toplumlarda herkesin zalim değil aralarında çalışkanlar, iyiler, hatta masum bebekler de var ve bunlar neden bu zorlukları çekiyorlar. Bu soruyu da cevaplayayım.

Enfal 25: “Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz…”

Evet toplumsal hatalar toplumsal fitnelere yol açar ve bu fitneler herkese bulaşır. Fitne kelimesi, sözlükte “altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için veya cürufunu atıp saflaştırmak için ateşte eritmek” mânasına gelen fetn (fütûn) kökünden türemiştir. Yani insanların hatalarından ve cüruflarından dolayı hayatta zorlukla karşılaşmaları bu zorlukla beraber kirlerinden ve yanlışlarından arınmaları evrensel bir kanundur ki bu kanunun sonuçlarını Dünya’da sıkça görmekteyiz. Bireysel kirlenmenin cezası bireysel musibetlerle fitnelenmek olabildiği gibi toplumsal kirlenmenin neticesi de toplumsal fitnelerdir ve cürümün büyüklüğü ölçüsünde toplumlar sancılı süreçler yaşayabilir. Bu yönüyle Allah ahirete bırakmadan Dünya’da da azap kanunları koymuştur ki insanlar Dünya’da külliyen rotadan çıkmasınlar.

Mesela toplumdan dürüstlük, adalet, çalışkanlık kalkmışsa, düşküne yardım etme, fakiri doyurma, zekât verme kalkmışsa, faiz ve tefecilikle toplumların kanını emme hastalığı artmışsa, yalan, riyakârlık, zina ve zinadan doğan ailesiz çocuklar yaygınlaşmışsa, insanlar nefsini ilah edinip kendi çıkarları için toplumun çıkarlarını ve gelecek nesillerin çıkarlarını düşünemez olmuşsa ve Kuran’ın yasakladığı bu fiilleri yapan toplumun adı Müslüman da olsa orada fitneler çıkıp toplumu tekrar düzeltecek ve saflaştıracaktır. Tersine toplumda Kuran’ın teşvik ettiği yardımlaşma, iyilik, dürüstlük, çalışkanlık, adalet, temizlik varsa, insanlar birbirlerinin haklarına saygılı iseler bu toplumlar velev ki Müslüman olmasa bile fiilleri Müslüman olduğu için fitnelerden uzak kalıp rahat bir hayat süreceklerdir.

Yazarın önerisi:  101# Kuran'ın öğütleri evrenseldir

Allah “gündüz gece hikmeti koydum ki, çalışıp dinlenesiniz” dedi. Biz gece gündüz tembellik ettik.

Furkan 47: “O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma yapandır”

Kuran akletmeye teşvik etti, fakat yobazlar “aklı bırak, dini konularda aklı kullanırsan kâfir olursun” dediler. Böylece başka insanların hurafelerini din diye, bidatlerini ise bidat-ı hasene diye alıp koynunda sakladılar.

Yunus 100: “Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.”

Bugünkü Müslümanların din sandığı bidatleri terk etmekte zorlanışları da hep bu aklını kullanamama sonucudur ve ilk Müslümanlar Dünya’da çok aziz iken günümüz Müslümanlarının zelil olmasının sebebi de işte zamanla dine karıştırılan bu hurafe, bidat ve akla ziyan uydurma yorumlarıdır.

Zümer 9: “De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

Oysa Kuran sizin doğru ve yararlı bilgiye ve öğrenmeye ve cehaletten kurtulmanıza önem vermenizi emretmişti. Allah’ın kâinatını didik didik inceleyip, tefekkür etmenizi, bilgilenmenizi istemişti.

Demek ki insanlık toplumsal olarak bozulduğu zaman gelen fitnelerin masum-zalim dinlemeyeceği herkese bulaşacağını Allah haber verip, Müslümanları uyarmış. Bir deprem geldiğinde büyükler ölüp çocukların kurtulması diye bir şey olmadığı gibi, savaşlar ve yoksulluk gibi toplumsal bela ve musibetler de masum-zalim, çocuk-büyük demeden herkesi etkilediği bilinen bir gerçektir. Fakat bu musibetten ölen masumların günahını Allah elbette ahirette sorumlularından soracak ve masum musibetzedelerin memnun olacakları ebedi bir hayat kendilerine vermesini de umulur.

Yine aynı şekilde bir toplum da çocukları öldüren veya çocuklara tecavüz eden kişiler çıkabiliyorsa, bu durumun suçlusu sadece tecavüzcüler değildir, Kuran’ın emirlerine sırt dönen toplumun genelidir. Toplumun bozulması çocuk-yaşlı demeden herkesi zarara uğratır. Bu bir musibettir ve bu musibeti Allah çocuğa gönderdi ki onu sınav yapsın diye düşünmek te akıl noksanlığının emaresidir. Allah küçüğe veya büyüğe kötülük göndermez. Kötülüğü istemez. İslam’a göre de reşid olmayanın imtihanı, sevabı, günahı olmaz. Tekrar ediyorum, Allah fitnelerden sakının ki geldiği zaman sadece zalimlere dokunmaz demişti. Demek ki çocuklarımız dâhil bütün insanların korunması yine hep birlikte Allah’ın öğüt ve emirlerine sıkı sıkı sarılmak ve o emirleri her türlü yobazlıktan ve aşırılıktan korumaktan geçer.

Yazarın önerisi:  141# Kuvvetli atlar hazırlayın ne demektir?

Bu fitneler sadece toplumsal olaylara mahsus da değildir. Örneğin doğanın dengesini bozarsanız doğa size bunu geriye hastalıklar, afetler olarak fatura eder. Bu umumi musibetler, çocuk-büyük ayrımı, masum-zalim ayrımı yapmadan tüm herkesi bulur. Siz fıtri olmayan kanserojen maddeleri artırırsanız toplum çapında bebe-yaşlı demeden kanser ve genetik hastalık yağmuruna davetiye çıkarırsınız ve Allah’ın yaratışını kendi ellerinizle bozarsınız, sonra da Allah bu çocuğa neden kanser verdi neden genetik hastalık verdi diye sonsuz cehalet içinde yakışıksız sözler sarf edersiniz. Çünkü Allah her şeyin yolunda gitmesi için biyolojik, fiziksel ve kimyasal dengeleri sağlayacak çok sayıda mekanizma koydu fakat insan elleriyle hepsini tek tek yok etti. O yüzden Allah’a ve emirlerine sırt dönmemeli ve anlamaya ve uygulamaya çalışmalısınız. Toplumda iyiliği ve adaleti yaymak için uğraşın ve bencilliği bırakın ki kendinizi ve toplumunuzu ve çocuklarınızı ve geleceğinizi koruyabilesiniz.